1. HABERLER

  2. SPOR

  3. AÇTIK, SUSUZDUK, PERPERİŞANDIK AMA…
AÇTIK, SUSUZDUK, PERPERİŞANDIK AMA…

AÇTIK, SUSUZDUK, PERPERİŞANDIK AMA…

Yüzyıl önce yani var oluşun yüzüncü yılı. Kuva-i  Millîye’nin şahlanışı,  bir oluşumuzun diri oluşumumuzun, kınalı kuzuların toprağa düştüğü,...

A+A-
Yüzyıl önce yani var oluşun yüzüncü yılı. Kuva-i  Millîye’nin şahlanışı,  bir oluşumuzun diri oluşumumuzun, kınalı kuzuların toprağa düştüğü, eratlarının üzerlerine kapanıp şarapnel parçasının zarar vermemesi için kendini feda eden komutanların, kefenlerini giyip sıra bekleyen ağzı dualı Mehmetçiklerin, köyde, kentte eli silah tutan gencini cepheye gönderip dönme oğul eğer bayrak düşerse, dönme oğul eğer ezan susarsa, dönme oğul eğer namusumuza el atanları vurmadıkça diyen beli bükülü ecdatların hediyesi Çanakkale’nin var oluşu. Adına Çanakkale geçilmez diyen milletin Türk milletinin var oluşu yedi düvelin Çanakkale’de denize gark oluşunu kutluyoruz. Ne yazacağımı bilemiyorum. Ne yazsam da onları tarihin şeref levhalarından indirmesem diye düşünüyorum. Ama onlara nasıl isim vereceğimi bilemiyorum. Diyorum ki Çanakkale’de şehit olan alay komutanlarını yazayım diyorum. 45. Alay Komutanı Yarbay Refik Bey 17. Alay Komutanı Yarbay Hasan Bey 17. Alay Binbaşısı Hüseyin Bey 33. Alay Komutanı Yarbay Ahmet Şefik Bey 57. Alay Komutanı Yarbay Hacı Avni Bey 18. Alay Komutanı Binbaşı Mustafa Bey 47. Alay Komutanı Binbaşı Tevfik Bey 14. Alay Komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Öztürk Bey 15. Alay Komutanı Yarbay İsmail Şükrü Bey 21. Alay Komutanı Yarbay Yusuf Ziya Bey 20. Alay Komutanı Yarbay Halit Bey 41. Alay Komutanı Yarbay Fuat Bey 16. Alay Komutanı Yarbay Hakkı Bey Diye yazacağım. Ya şehit olan Mehmetler, Tokat’tan,Diyarbakır’dan, Yozgat’tan, Edirne’den, Kars’tan, Yemen’den, Kıbrıs’tan her yerden eli silah tutan öğrenciler, doktorlar, futbolcular, kınalı kuzular bunları yazacağım ama yüreğim yok. Nişanlısını bırakan eli kınalı yavru ceylan gelinini terk edip vatan toprağı ile evlenenleri yazacağım yüreğim yok. Bunun yanı sıra Atatürk’ü yazacağım kuvvetim. Ne yazsam diye düşünüyorum, düşündüm şu olayı siz okuyucularıma aktarmaya bir borç bildim: Türkolog Le Monde 1922de Türkiye ye gelir. Milli mücadele bitmek üzeredir. Anadolu açlar, dullar memleketidir. Muhabir Eskişehir’de bir istasyona gider. 7-8-9 yaşlarında 3 çocuk görür. Çocukların ayakları çıplaktır. Bir çuvalın dibine boğazlık delmişler, kollarını yine deliklerden çıkarmışlar onu giymişlerdir. Üstlerinde çuvaldan başka bir şey yoktur. Sorar: -Evladım baban nerede? —Babam Çanakkale’de dini için öldü. —Sen? —Benim babam yemende dini için öldü 3. çocuk da aynı cevabı verir. —Peki, size kim bakıyor? —Burada bir ebe annemiz var, o bakıyor. Derken yaşlı kadın istasyon civarındaki kulübesinden çıkar bağırmaya başlar: —Gazanfer, Muzaffer, Mücahit çorba yaptım gelin için! Elde avuçta yok. Çuval içerisindeler, aç ve sefiller. İsimleri:  Gazanfer, muzaffer, mücahit. Bu millet yenilmez der Le Monde. Evet yenilmedik. Açtık, susuzduk, perperişandık ama gururlu, şerefli bir millettik. Ve böyle kalacağız diye övünerek bu yazıyı böyle yazmak istedim.          
 
Bu haber toplam 185 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.