1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Acı kaybımız… Hayrettin KARACA!(Toprak Dede) (1)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Acı kaybımız… Hayrettin KARACA!(Toprak Dede) (1)

A+A-

Sanat kalemi

kose-yasisi--alaattin-karaer.png

     Erozyon Dede ya da Toprak Dede diye tanınan, bir asra yakın yaşamına ramak kala aramızdan ayrılan toprak sevdalısı, Hayrettin Karaca’da artık yok aramızda!

     “Toprak Dede” daha çok yakışıyordu ona!

     Toprak deyince hemen aklımıza, gökdelenlerin yapıldığı, çarpık kentleşmeye sebep olan toprak parçası gelmesin aklımıza…

     Bir gramında milyonlarca canlı bulunan, üst tabakası insanların ve diğer canlıların beslenmesinde temel kaynak teşkil eden, kısaca bitki örtüsünün beslediği kaynakların ana deposudur.

     Neden toprak o kadar önemli. TEMA’nın (Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı) kısaca açıklamasına göre; Ülkemizde yılda 743 milyon ton toprak erozyona uğruyor. Oysa yaşam üreten bir cm toprağın oluşması binlerce yıl sürüyor. Toprak kaybetmeyi göze alamayacağımız kadar kıymetli bir varlık. Bize aşımızı, işimizi, sanayimize hammaddeyi toprak sağlıyor. Eğer toprağımızı kaybedersek hayatımızı da kaybederiz.”

     Hayrettin Karaca, Anadolu’yu gezerken hızlı bir çölleşme tehdidinin farkına vardı. Bitki türlerinin yok olduğunu gördü. Harap olmuş meralar, kuruyan şelaleler ve tahrip edilen ormanlar onu harekete geçmeye itti.

     Toprağın iki sevdalısı,  Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit, 1992 yılında TEMA Vakfı’nı birlikte kurdular. Amaçları Anadolu’da yaşanmakta olan erozyon ve çölleşme tehlikesine kamuoyunun dikkatini çekmekti. Hedefleri ise bu mücadelenin devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamaktı. TEMA’nın “Türkiye Çöl Olmasın” sloganı toplumda büyük yankı uyandırdı. İlk kez önlem alınmazsa ülkemizin çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti.

     Kısa zamanda ülkemizde çığ gibi büyüdü sivil toplum kuruluşu TEMA sevdalıları…

     1922 tarihinde Balıkesir, Bandırma’da trikotaj atölyesi sahibi bir ailenin çocuğu olarak doğmuştur. Kırım muhaciri babası Hocazade Halil Efendi ve annesi Zehra Hanım’dır. Ortaöğrenimini İstanbul Boğaziçi Lisesi’nde tamamladı. Lise eğitiminden sonra trikotaj atölyesinin başına geçti. Karaca trikolarını tanınmış bir marka haline getirdi ve ilk triko ihracatını gerçekleştirdi.

     Edebiyata ilgi duyan doğayı seven Hayrettin Karaca 50’li yaşlarında işi oğluna devrederek Anadolu’yu karış karış gezmeye başladı. Ağaç ve bitki örtüsünü fotoğraflarla belgelemeye başladı ve bunlardan örnekler toplayıp Yalova’daki bahçelerinde yetiştirdi.

     Tema Vakfı Hayrettin Karaca’nın önderliğinde toprak erozyonun tehlikesi konusunda halkı ve hükümetleri uyardı, yoğun ağaçlandırma kampanyalarına öncülük etti. Hayrettin Karaca’nın onursal başkanlığını yürüttüğü Tema Vakfı bugün çevre konusunda değişik projeler yürütmekte ve kitaplar yayınlamaktadır. Hayrettin Karaca da çevre bilincinin gelişmesi için konferanslar vermekte televizyon programları yapmaktadır.

     Babası Hacı Halil Karaca tarafından 1948 yılında kavaklık yapılmak üzere Yalova’da 27 dönüm olarak satın alınan arazi ıslah ettikten sonra 1949 yılında meyve bahçesi yapıldı ve arazi satın alınarak daha da genişletildi. Babasının 1956 yılındaki vefatından sonraki yıllarda da, Karaca ve kardeşleri enişteleriyle birlikte meyvecilik işini devam ettirerek, mevcut araziyi hatırı sayılır derecede genişlettiler.

     Ancak, 1975 yılında kardeşler, babalarından kendilerine intikal etmiş olan mirası paylaşma kararı alarak, farklı bir yapılanmaya girdiler. Bu paylaşım sonucunda Hayrettin Karaca’ya meyvelikten 65 dönüm arazi kaldı. Mevcut meyvecilik faaliyetlerini kısa bir süre daha devam ettirdi. 1978 yılında arazi içerisine halen ikametgâhı olan evinin yapımına karar vererek, inşaatına başladı. 1980 yılında tamamlandığında evin etrafı, Karaca’nın doğa aşkını yansıtır şekilde, nadide bir bahçeye dönüşecek bitkilerle bezenmeye çoktan başlamıştı.

     Her yurtdışı gezisinde yaptığı arboretum (çok çeşitli ağaç ve ağaççıkların bulunduğu, bu amaçla özel olarak hazırlanmış botanik bahçesi.), botanik bahçe ve park ziyaretlerinden de etkilenerek, önceleri ev bahçesi niyetiyle oluşturduğu alanı, dünyanın dört bir yanından topladığı çeşitli bitki türleriyle genişleterek, kısa bir süre içinde Türkiye’nin ilk özel arboretumuna dönüştürdü. 1970’li yılların meyve bahçesi, 1980’li yıllara bir arboretum olarak adım attı ve günümüze ulaştı. 2004 yılında vakıf statüsü kazandırılarak kendisinin en biricik eseri olarak addettiği bu hizmeti ülkeye armağan etmiştir.

     Bugün Yalova'daki Karaca Arboretumu, dünyanın her yerindeki botanikçiler tarafından bilinmektedir. Yılda iki kez yayınlanan Arboretum Magazin'i bilim adamlarının araştırma ve görüşlerinin yayınlandığı bir forumdur. 14.000 türü barındıran arboretum aynı zamanda ülkenin tehlikedeki türleri için bir gen koruma merkezidir.

     İlk eşinden Atay Karaca adında bir oğlu oldu. İlk eşi ölünce ikinci eşi Mergube Sevim Hanım ile evlendi. 2001 yılında eşi Mergube Sevim Hanım vefat etti. Bu eşinden Halil, Kına Karaca ve Elif adlarında 3 çocuğu oldu. Çocuklarından Halil Karaca, 1984'te diş tedavisi için gittiği Fransa’da öldü. İlk çocuğu Atay Karaca da 1993 yılında Tarabya'daki evinde tabanca ile vurularak öldü.

 

Ödülleri :

1990 - Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından Fahri Doktora.

1992 - Birleşmiş Milletler Çevre Programının 'Global 500 Roll of Honour' Ödülü.

1992 - Çevre Bakanlığı tarafından "Çevre Beratı".

1993 - Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından verilen 'Çevre Ödülü'.

1994 - Uluslararası Lions Club tarafından 'Melvin Jones Fellow Ödülü.

1994 - Çevre Bakanlığı tarafından "Üstün Hizmet Ödülü".

1995 – ODTÜ tarafından 'Felsefe Onur Doktorası'.

1995 - Ege Üniversitesi "Fahri Doktora"sı.

1996 - Milli Olimpiyat Komitesi "Fair Play" Ödülü.

1996 - Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı "Hoşgörü Ödülü".

1997 - Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından "Şeref Üyeliği Beratı".

1997 - Kırıkkale Üniversitesi ilk Fahri Doktora unvanı.

1997 - Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü.

1997 - ÇEVRETED tarafından "Çevreted 97 Onur Ödülü".

1998 - Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi "2000 Yılının Öncüleri" Ödülü.

1998 - Genç Hukukçular Derneği tarafından "Yılın Yurttaşı" Ödülü.

1998 - Türkiye Çocuk Dergisi tarafından Babalar Günü nedeniyle "Toprak Baba"unvanı.

1998 - Anadolu Üniversitesi Fahri Doktora Ödülü.

1998 - BİLSES Vakfı "Çevre Ödülü".

1998 - Ankara Çankaya İzci Grubu tarafından "Yılın Doğa Dostu" Ödülü.

1999 - Ankara Gazeteciler Cemiyeti tarafından "Yılın Adamı" Ödülü.

1999 - Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı tarafından "1998 Türk Dünyasına Hizmet Ödülü".

2005 - TBMM Onur Ödülü.

2012 - Right Livelihood Award (Alternatif Nobel Ödülü).

2013 - Birleşmiş Milletler "Orman Kahramanı Ödülü". devam edecek

Bu yazı toplam 625 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.