1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. Acı kaybımız…
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

Acı kaybımız…

A+A-

Ekrem YENAL!

(Dayı)

alaattin-karaer--kose-yazisi1-028.jpg

     Kırıkkale!

     Temelleri 1925 yıllarında atılan bir Cumhuriyet şehrimizdir. Gelişmesi, büyümesi ve bugüne taşınması, Türk savunma sanayinin temelini oluşturan MKE Kurumu ile olmuştur.

     Doğduğun yer mi? doyduğu yer mi?  derler. Bu soruya genelde doyduğum yer dense de, doyduğumuz yerin özlemi çekilir. Birde anadan, babadan ayrı isek o özlem kavurur yüreğimizi! Fakat hayat şartları insanı başka diyarlara sürüklemekte…

     34 yıl oldu Kırıkkale’ye geleli…

     Özlem duyulsa da, hasret çekilse de, bütünleştik bu şehirle! Çocuklarımız burada okudu, büyüdü, yaşamımız burada sürdü, sürmeye devam ediyor…

     Çoğunluğumuz MKE Kurumunda çalışmakta olduğumuz için, birbirimizle çok samimi olmasak da, konuşmasak da şahsen tanırız ve selamlaşırız.

     Dayı! derlerdi, fakat neden dayı derlerdi, bilmiyorum. Ben Ekrem abi derdim!

     Çoğu zaman birlikte aynı masada oyun oynamıştık. Bir yıla yakın gelmez oldu. Bir ara geldi. İstanbul’a oğlunun, daha sonra Rize’de ki kızının yanına gittiğini söylemişti. Rahatsızlığından hiç bahsetmezdi. Bizlerde sormazdık. Kabullenmesi zordu sanırım.

     Pazar sabahı, doktor olan eşim çalıştığı hastaneye nöbete gitmek için katlığında; Ekrem Yenal vefat etmiş dedi! Vücudumun birden terlediğini hissettim. Nerden duydun demeye kalmadı. Whatsapp’tan göndermiş komşumuz dedi.

     Hemen kalktım. Sanki hemen kalkınca bir şey yapacakmışım gibi! Neşeyi paylaştığımız gibi dert ve üzüntüyü de paylaşmak gerekliydi. İnsan böyle rahatlıyordu sanki! Eşimde bana gönderdi. Bende, Ekrem Yenal’ı tanıyan ortak dost ve arkadaşlara gönderdim acı haberi. Anında haberi benden öğrenen arkadaşlardan birkaçı, cenazesi ne zaman nereden kalkacak, evi nerde diye sormaya başladılar.

    Hazırlandım, bir an önce evden kendimi dışarı atmak, evin olduğu yere gitmek istiyordum. Maraş Dondurması olarak bilinen caddeye yaklaştığımda, taziye çadırı çoktan kurulmuştu. Yıllar önce birlikte çalıştığım arkadaşla karşılaştık, kardeşi Faruk Yenal geldi. Böyle durumlarda ben ne diyeceğimi bilemiyordum. Hava soğuk çadırda durulmaz, hadi eve buyurun dediyse de kardeşi, böyle iyi demekle yetindik.

    Telefonum durmuyordu. Haber verdiğim arkadaşlardan;

    “Üzüldüm, Dayı’ya! Allah’tan rahmet dilerim. Ailesinin ve dostlarının başı sağ olsun.”

    “Çok üzüldüm başımız sağ olsun Allah rahmet eylesin. Ailesine ve tüm sevenlerine sabır diliyorum.”

    İstanbul’daki oğlumu çok severdi. Karşılaştıklarında; “Koçum ne haber, nasılsın derdi!”

    Oda Ekrem amcasını severdi! “ Ekrem amca da gitti.” demekle yetindi. Yine duramamış, tam ben taziye çadırındayken, telefonu geldi. Nasıl oldu, kaç yaşındaydı, hastamıydı…

    Tam bu arada Kırıkkale Gazeteciler Cemiyeti Başkanı, gazetemizin imtiyaz sahibi Ramazan Çetin geldi. Faruk Yenal’la sohbetinde dört yıl önce çıkan kitap ile ilgili konuşuyorlardı. 11. Ağustos.2014 tarihinde kaybettiğimiz Kırıkkale Valiliği İl basın Halkla İlişkiler Müdürü Yakup Altın’la birlikte hazırladıkları “Keskin” isimli kitabından bahsediyorlarmış.

    Mart 2014’de basılan 492 sayfalık kitap, Keskin’i en ince ayrıntılarıyla anlatıyordu. Ekrem Yenal kendini de tanıtıyordu.

    Orta Anadolu’da Denek Dağı eteklerinde kurulmuş tarihi bir yerleşim yeri olan Keskin’in en eski zengin sülalelerinden Ahmet Ağa’nın oğlu, Ali Osman Ağa’nın oğlu Ağzı Gınalı Mehmet’in eşi Güllü’nün dokuz çocuklarından üçüncüsü olarak 1946 yılında doğmuş.

    İlkokulu şimdiki Taş Mektep denilen Altıntaş Mahallesi’ndeki Atatürk ilkokulunda bitirmiş. Ortaokulu Bozkurt Mahallesi’ndeki Keskin ortaokulunda bitirdikten sonra, Keskin’de ve civarı şehirlerde henüz lise olmadığından, mecburen o zaman cazip olan astsubay okullarından İstanbul Bahriye okuluna devam etmiş, dokuz ay öğretim görmüş. İskenderun Bahriye Eğitim Alayında 4,5 ay eğitim görüp, Gölcük’teki Deniz üssündeki Yavuz Gemisi’nde meslek eğitimi alıp Denizaltı Radar Bölümünü kazanmış. Fakat burayı bırakıp Keskin’e geri dönmüş.

    Kırıkkale’de açılmış olan liseye devam ettikten sonra, Ankara Dil tarih ve Coğrafya Fakültesi Sümeroloji Bölümünü kazanmış. Bitirdikten sonra Kırıkkale Kurtuluş Ortaokulu’nda Sosyal Bilimler branşında öğretmenlik, yedek subaylık…

    Askerlik dönüşü MKE Kurumunda emekli olana kadar geçen iş hayatı…

    İşte iyisiyle, kötüsüyle, sevinciyle, kederiyle Anadolu’nun bağrında yaşanmışlık…

    Keskin’i çok severdi.

    Kitabın 68. sayfasında;

    “KESKİN BİR ÖZLEMDİR”

    Keskin bizim için gerçekten bir özlemdir. Atalarımızın toprağı, doyduğumuz ve yaşadığımız tarihi bir şehir. Bozlaklarında bir özlem var. Giriş bölümüne aldığım ve çok sevdiğim Allı Turnam türküsü ile yazıma son veriyorum, diyordu.

 

Allı turnam bizim ele varırsan
Şeker söyle kaymak söyle bal söyle
Gülüm gülüm.
Kırıldı kolum,
Tutmuyor elim,
Turnalar hey.
Ah gülüm gülüm.
Yar gülüm gülüm.
Kız gülüm gülüm.
Turnalar hey.

Eğer bizi sual eden olursa
Boynu bükük benzi soluk yar söyle
Gülüm gülüm.
Kırıldı kolum,
Tutmuyor elim,
Turnalar hey.
Ah gülüm gülüm.
Yar gülüm gülüm.
Kız gülüm gülüm.
Turnalar hey…

    28 Ocak 2018 tarihinde aramızdan ayrıldı, Ekrem dayı!

    Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

alaattin-karaer--kose-yazisi2-025.jpg

Bu yazı toplam 1046 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.