1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 850 Yıllık Mimari
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

850 Yıllık Mimari

A+A-

sanat kalemi

 

850 Yıllık Mimari

(Notre Dame Katedrali)

alaattin-karaer--kose-yazisi-094.jpg

 

     Haftanın ilk günü!

     Gece haberlerini açtığımda karşılaştık, alevler arasındaki Notre-Dame Katedralinin alevler arasındaki görüntüsüyle…

     Eşime de biraz kızgın söylendim. Haberleri açma sinirlerimi bozuyorsun diyordun. Bak haberleri de izlemesek, dinlemesen haberimiz olmayacaktı diye!

     Yıllar önce okumuştum Victor Hugo’nun “Notre Dame’nin Kamburu” eserini. Gerçekten muhteşemdi. 1998 yılı sonunda, eşimle Paris’e gittiğimizde kitapta geçen, Seine Nehrinin yanındaki  Katedrali de gezmeye gitmiştik. O sıralar restorasyon çalışması yapılıyordu. İçerisi demir iskeleler kaplıydı. O nedenle tam gezme olanağımız olmamıştı. Oda muhteşem bir yapıydı. İçeride fotoğraf çekmek yasaktı hatırladığım kadarıyla!

     Girişte çektiğimiz fotoğraflar aklıma geldi. O zaman fotoğraf makinemiz nasıldı acaba diye eşime daha sormadan, fotoğraf albümlerini aldı geldi. İşte fotoğraflar bu. Şimdiki dijital çekimleri sevmiyorum demeyi de ihmal etmedi. O zaman çektiğimiz fotoğrafları bulduk albümde. Aradan 20 yıl geçmişti. Beğenmedim ben. Arkadaşımız Oya Uygur’un yakın zamanda çekmiş olduğu selfie fotoğrafını sizlerle paylaşmak istedim.

     Eşim; nasıl çok değişmiş miyiz diye sordu.

     İnsan kendi değişiminin farkında olmuyor. Onu başkalarına sormak ve göstermek gerekli, fakat çok değişmemişiz diyerek, o günleri hatırlamaya çalıştık.

     O gün, bugün gibi hatırlanıyor biliyor musunuz!

     Fransa’nın başkenti Paris’in en önemli eserlerinden birisiydi. Eyfel Kulesi kadar ilgi çeken ve bilinen bu Katedralin, bana göre bu bilinmesindeki en önemli katkı Victor Hugo’dur. Çünkü Notre Dame Katedralini bilmiyorduk, Notre Dame’nin Kamburu eserini hem okumuştuk, hem de biliyorduk. Filmini, balesini, müzikalini bilmeyenimiz yok gibidir.

     Katedral bulunduğu bölgeye yapılmadan önce de bu bölge yoğun olarak ibadet edilen bir alanmış. Bir Roma tapınağı varmış bu arazide. Katedral yapıldıktan sonra, bölge tamamen bir dini merkez haline gelmiş. Notre Dame ana giriş kapısının önündeki orta yol, şehrin merkezi olarak kabul ediliyor ve Fransa’daki tüm şehirlerin uzaklıkları bu merkeze göre hesaplanıyormuş.

     1163 yılında şehrin Psikoposu Sull’nin hayalini kurduğu ve Papa 2. Alexander tarafından da desteklenin kilisenin Katedralin yapımı başlamış ve bu inşaat yaklaşık 170 yıl sürmüştür. 1334 yılında yapımı tamamlanan ve Gotik mimarinin en güzel örneklerinden birisidir. Yükselen yapıları ve Gotik mimari yapısı son derece güzeldir. 5,500 metrekarelik bir alanı kaplar. Katedralin göze çarpan özellikleri, dış duvarlara destek sağlayan uçan iskeletlerdir. Sütun desteği olarak işlev gören ve binanın dışını kişisel heykeller, Katedral içinde çeşitli sanat eserleri, kalıntılar ve ortaçağ’dan mobilyalar sergilenmekteydi. On dane dev çan bulunmaktaydı. Çanlar, çeşitli etkinliklerde ve hizmetlerde kullanılırdı.

     Yıllar boyunca hayatta kalmış olan eski sanat tasarımları sergileniyordu. ‘taçların Tacı’ ve Kutsal Çivi2 de dahil olmak üzere Katolik inancın kutsal kalıntılarını barındırıyordu. Devası iç mekanı, ihtişamlı dış cephesi, nefes kesen süslemeleri ve sahip olduğu sanat eserleriyle ziyaretçileri hayal kırıklığına uğratmaktan çok uzak bir zenginliğe sahipti. Batı cephesi, merkezinde yer alan Batı Gül penceresi etrafında şekillenmekteydi. Bu gül penceresinin merkezsinde ise Bakire Meryem ve Çocuk heykelleri yer almaktaydı. Batı Cephesi’nin zemini, gül pencerenin altında yer alan üç görkemli taç kapıdan oluşmaktaydı.

     Göz alıcı güzellikteki bu taç kapıların üzerinde ise Yahudi Karalarlının 28 adet heykeli bulunan King’s Gallery’yi görmek mümkündü!

     Paris’in kalbi olarak anılan, milyonlarca turistin akın ettiği 850 yıllık dayanıklı bir tarihi eser, yangına’ yenik düştü.

     Dünya Kültür mirasında önemli yeri olan Katedralde,  Haçlı seferlerine katılanlar kendilerini burada kutsamış.  Eski bir geçmişe sahip bu tarihi eser, çok sorunlu günler de yaşamış. 1548 yılında isyancı gruplar, Katedraldeki heykelleri ve diğer eserleri inha ederek eşyaların putperest olduklarını iddia etmiştir. İki dünya savaşı atlatmış. Bunlardan bazıları; Fransız Devrimi süresinde, devrimci kesim, Notre Dame Katedrali’nin ismini Aklın Tapınağı olarak değiştirmiş ve bir süre o şekilde kalmasını sağlamıştır. Aynı dönem içerisinde şarap mahzeni olarak kullanılmasının ardından düşüşe geçen şanını, Napolyon’un 1804 yılında imparatorluğunu burada ilan etmesinin ardından tekrar ibadethaneye çevrilmiş ve düzenlenmiş.  

     Tarihi eserler yağmalanmış, tarihi kapısındaki heykeller yok edilmiş, çan kulesi parçalanmış…

     19. yüzyılın başlarında yıkım kararı alınmış, ancak 1831 yılında Victor Hugo’nun Notre Dame Kamburu eseriyle yeniden önem kazanmış ve halkın desteğiyle de yıkılmaktan kurtulmuş.

     Uzun yıllar ayakta kalmanın vermiş olduğu yorgunlukla birlikte, 1841-1864 yılları arasında, restore edilmiş.

     Daha sonra büyük bir restorasyon programı 1991 yılında eski heykelleri onarmak ve hasar gören yapıları yeniden yapılandırmak suretiyle başlamış, ve bizim gittiğimiz 1998 yılının son ayında daha devam etmekte olduğunu gömüştük.

     Evet!

     Notre Dame Katedrali,  Pazartesi günü akşam saatlerinde başlayan yangınla son yılların en büyük darbesiyle sarsılarak, büyük ölçüde zarar görüştü.

     Bu tarihi hazine için, yalnız Fransız halkı değil, tüm dünya halkının üzüldüğünü görmekteyiz ve hissetmekteyiz…

Bu yazı toplam 416 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.