1. YAZARLAR

  2. MEHMET BAYRAK

  3. 27 NİSAN 19 AKŞAM SOHBETİ
MEHMET BAYRAK

MEHMET BAYRAK

Emekli İlahiyatçı
Yazarın Tüm Yazıları >

27 NİSAN 19 AKŞAM SOHBETİ

A+A-

Hazreti Peygamber (s.)in Bakî’ kabristanını gece ziyareti (Akşam sohbeti 27.4.19)

Hazreti Aişe (r.a.) der ki: size Resûlullah ile yaşadığımız bir hadiseyi anlatayım mı? “Evet” dediler. Nebi (sav)in nöbeti bende olduğu bir geceydi. O yanımdaydı. Resûlullah uzandı, abasını çıkarıp yere koydu. Nalınlarını (ayakkabılarını) çıkartıp ayakların yanına koydu. İzarının bir tarafını yatağının üzerine serdi ve yattı. Benim uyuduğumu tahmin edene keder bir süre bekledi. Sonra yavaşça abasını giyindi, yavaşça nalınlarını ayağına taktı; kapıyı açıp çıktı ve kapıyı yavaşça kapattı.  Ben de elbisemi giyindim, baş örtümü bağladım,  dış elbiseme de büründüm; sonra onun peşinden yürüdüm. Ta ki “Bakî’ Kabristanına vardı. Uzun süre ayakta durdu. Sonra üç defa ellerini kaldırdı (dua etti) ve geri döndü. Ben de geri döndüm. O hızlı hızlı yürümeye başladı, ben de hızlandım, o koşmaya başladı, ben de koştum ve ondan önce eve geldim ve yatağa girdim, ardımdan o da geldi. Bana:  Ne var Aişe! Çok mu korktun” buyurdu. Ben:  Bir şey yok, dedim. O, (olup bitenleri) sen mi söyleyeceksin; yoksa Latîf ve Habîr olan (Allah) mı bana haber versin, deyince, Ben:  Anam babam yoluna kurban olsun Ya Rasûlallah, ben söyleyeyim, dedim.  Önümde gördüğüm karaltı sen miydin?, diye sordu. Evet, dedim. Bunun üzerine şiddetle göğsüme dürttü ve canımı acıttı. Sonra da: Allah ve Resûlünün sana haksızlık edeceklerini mi zannediyorsun? buyurdu. Ben: İnsanlardan ne kadar gizlesem de Allah onu biliyor “Evet” dedim. O şöyle buyurdu: Beni gördüğünde,  Bana Cebrail geldi. Beni çağırdı ve bunu senden gizledi. Bende davetine icabet ettim ama ben de senden gizledim. Sen, elbiseni çıkarmış olduğun için senin yanına girmedi. Ben de seni uyudu sandım. Senin korkacağını, endişe edeceğini düşündüm de seni uyarmak istemedim. Cebrail bana dedi ki: Rabbin  sana, Bakî’ kabristanına gitmeni ve oradakiler için istiğfarda bulunmanı emrediyor, dedi. Ben: Ya Resûlallah! Ben onlar için ne diyeyim, nasıl dua edeyim? Dedim. Buyurdular ki:   “Esselâmü alâ ehliddiyâri minelmü’minîne velmüslimîn. Ve yerhamullahül Müstakdimîne minnâ velmüste’hirîn. Ve innâ İnşâallahü biküm lelâhikûn. (Selam size ey Müminler ve Müslümanlar yurdunun sakinleri. Bizden öncekilere ve sonrakilere Allah rahmet, merhamet etsin. İnşaallah (Allah dilediğinde) bizler de sizlere katılacağız) de” buyurdu. (Müslim Cenaiz/104) Nebi sayısı  Ebu Zerr’in sorduğu bir soruya cevap olarak Hazreti Peygamber (s.): “315’i resûl 124 bin nebi gönderilmiştir” buyurdu. (Ahmed 5/266) Not: Bu hadis sadece “Müsned-ı Ahmed”de bulunup, diğer kütüb-ü sitte’nin hiçbirinde bulunmadığına göre, ehl-i sünnet alimleri “Eğer Nebi sayısı bundan fazla ise, bir nebiyi inkar eden dinden çıkar; eğer bu sayıdan az ise Nebi olmayanı peygamber saymak da imana zarar verir. Gâfir =Mü’min sûresinin 78. Ayetinde: “Andolsun, senden önce de peygamberler gönderdik. Onlardan sana anlattıklarımız da var, anlatmadıklarımız da var.” buyrulmaktadır. Durum böyle olunca “Allah ne kadar Peygamber gönderdi ise ben hepsine inandım, iman getirdim” demek  en sağlıklı yoldur. Hazreti Havva kaç çocuk doğurdu?  Hazreti Havva her batında ikiz, bir erkek ve bir kız olmak üzere toplam kırk çocuk doğurdu. (Taberi 1/89) Hz Adem, çocuklarından her bir erkeği farklı batından bir kız ile nikahladı ve Adem oğlu çoğalmaya başladı. Allah Teâlâ onu uzun bir ömür bahşettiği için kendi neslinden birlerce kişiyi gördü. (İbn-i Sa’d Tabakat 1/38)  Nuh tufanından ilginç bir manzara Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: yollar sularla dolmaya başladığında bir anne canından çok sevdiği yavrusu için endişelenmişti. Hemen yavrusunu alıp bir dağa doğru yola koyuldu. Dağın üçte birine kadar tırmandı. Aralıksız yükselen sular oraya ulaştığında tırmanmaya devam etti ve dağın üçte ikisine kadar çıktı. Sular oraya kadar da geldiğinde dağın zirvesine kadar kaçtı. Nihayet oraya kadar da gelen sular boğazına kadar yükselince biricik yavrusunu başının üstüne kaldırdı ve sel onları alıp götürünceye kadar onu yukarıda tuttu. Şayet Allah Teâlâ Nuh kavminden birine merhamet edecek olsaydı bu bebeğin annesine merhamet ederdi. (Müstedrek 1/500, Hadislerle İslam 6/35)

Hazreti Nuh’un oğullarına vasiyeti: Kelime-i  tevhid’in fazileti Hazreti Peygamber (s.) Şöyle buyurdu: Vefat vakti geldiğinde Allah’ın Peygamberi Nuh (a.s.) iki oğlunu çağırdı ve dedi ki: ‘Size kısaca şu vasiyeti yapıyorum. Size iki şeyi emrediyorum ve iki şeyi yasaklıyorum. Şirki (Allah’a ortak koşmayı) ve kibirlenmeyi yasaklıyorum. “Lâ ilâhe illallah” demeyi emrediyorum. Çünkü gökler, yer ve bu ikisi arasında bulunanlar bir kefeye, Lâ ilahe illallah diğer kefeye konsa onlardan ağır gelir. Gökler ve yer bir halka olsalar da Lâ ilahe illallah onların üzerine konsa onları çatlatır ya da kırar. Size ‘Sübhânallahi ve bihamdihî’ demeyi emrediyorum. Çünkü bu her şeyin duasıdır ve her şey bununla rızıklandırılır. (Ahmed 2/225, Buhari el-Edebü’l-Müfred 192) Hazreti Adem’in ömrü Hazreti Peygamber (s.) şöyle buyurdu: Allahü Teâlâ Âdem’i yarattığında onun sırtını sığadı. Bunun üzerine kıyamete kadar Onun soyundan gelecek olan bütün insanlar, belinden, zerreler halinde dışarı çıktı. Her insanın önünde bir nur (ışık) parlıyordu. Allah bunları Hazreti Âdem’e gösterdi. Âdem: Ya Rabbi! Bunlar kimlerdir, diye sordu. “Bunlar senin zürriyyetindir, neslindir” buyurdu. Bunları içinden birinin yüzündeki nur Âdemin hoşuna gitti. “Ya Rabbi, bu kimdir” dedi. “Bu senin neslinden gelecek olan Davud’dur” buyurdu. “Onun ömrü ne kadar”  “60 senedir” benim ömrümden ona kırk sene ver, dedi. Adem’in ömrü tamamlanınca ölüm meleği geldi. Adem: benim ömrümden daha kırk sene yok mu? – sen onu oğlun Davud’a vermedin mi? – Âdem inkar etti, zürriyeti de inkar ettiler; Âdem’e unutturuldu, zürriyetine de unutturuldu; Âdem hata etti, zürriyeti de hata etti. Allahü Teâlâ da Ademin ömrünü bin’e, Davud’un ömrünü de Yüz’e tamamladı. (Ahmed 1/371, Tirmizi Tefsi-i sûre/7 Tirmizi: Hadis, Hasen ve sahihtir, dedi.)

Hazreti İbrahim’in hususiyetlerinden… Hazreti İbrahim pek çok güzellikte ilktir. İlk defa sünnet olan odur. Bıyıkları kısaltmak, tırnak kesmek, misafir ağırlamak gibi güzel özellikler onun sünnetidir.(Buhari İsti’zan/55)  Saçına ak düşen ilk kişi de Hazreti İbrahim’dir. İnsanın saçının beyazlaması da bir olgunluk alametidir. Rivayete göre Hazreti İbrahim saçının ağardığını görünce sormuş: “Ya rabbi! Bu nedir?” “Vekar, Olgunluktur.” “Rabbim, olgunluğumu artır”.( Muvatta’ sıfatü’l-Enbiya/3)  Hazreti Hâcer’e melek göründü… az ileride topuklarıyla ya da kanadıyla kumları kazan bir melek gördü ve su şırıltısını işitti. … Allah’ın elçisi melek kaybolmadan önce şu müjdeyi verdi: “Size zarar gelmesinden asla korkmayın! İşte şurası Allah’ın evi haline gelecek. O evi, şu çocukla babası inşa edecekler. Allah sevdiği kimseleri zayi etmez. (Buhari Enbuye/9)

Bu yazı toplam 325 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.