1. YAZARLAR

  2. MAHMUT ERDEMİR

  3. 2021 "İstiklal Marşı Yılı"
MAHMUT ERDEMİR

MAHMUT ERDEMİR

YAZAR
Yazarın Tüm Yazıları >

2021 "İstiklal Marşı Yılı"

A+A-

İstiklal Marşı'nın yazılmasının ve TBMM tarafından kabul edilmesinin 100. Yılındayız.

Türkiye Yazarlar Birliği’nin (TYB) girişimleri sonuç verdi; 2021 yılı "İstiklal Marşı Yılı" olarak kutlanacak.

Mehmet Akif Araştırmaları Merkezi Başkanı yazar, mütefekkir D. Mehmet Doğan ve Türkiye Yazarlar Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kâzım Arıcan, 2021 yılının İstiklal Marşı yılı olarak kutlaması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve TBMM Başkanı Mustafa Şentop nezdinde çeşitli girişimlerde bulunmuşlardı.

TBMM Genel Kurulu'nda, Meclis Başkanı Mustafa Şentop'un ilk imza sahibi olduğu ve TBMM de grubu bulunan tüm partilerin ortak önergesiyle, 2021 yılının "İstiklâl Marşı Yılı" olmasını içeren düzenleme 24 Aralık 2020 tarihinde kabul edildi.

Bütün şehirlerde hatta ilçelerde farklı alanda hizmet veren sivil toplum kuruluşları var. Her birinin kurulma amacı, faaliyet alanı ve beslendikleri kaynak farklıdır.

Ülkemizde, sanat, edebiyat, dil, tarih konuşlan hemen hemen yerde, kültür mahfillerinde mutlaka TYB’den söz edilir.

TYB, “yazarlar arasında meslekî dayanışmayı tesis etmek, güçlendirmek” ve ülkemizin kültür, sanat, edebiyat, dil, tarih ve düşünce dünyasına katkılar sağlamak amacıyla 1978 yılından kurulmuş.

Türkiye’nin dört bir yanında ve yurt dışında; ilim-irfan geleneğimizden beslenen, ortak payda olarak gördükleri değerleri korumak, geliştirmek ve yarınlara taşımak için; önemli faaliyetleri gerçekleştiriyor.

Bu faaliyetlerin en önemlilerinden biri de, 42 yıldır ve aralıksız; İstiklâl Marşı’mızın yazarı, merhum Mehmet Âkif Ersoy’u bilgi şölenleri, paneller, konferanslar düzenleyerek, Taceddin Dergahında törenler icra ederek anmak ve eserlerini tanıtmaktır.

İşte TYB de, adına faaliyetler düzenlediği, yayınlar yaptığı, önemli mekanlara adını verdiği, yıllardır devam eden “Safahat Okumaları” ile  Akif’i kendine referans almış, beslendiği, ilham aldığı kaynaklardan biri olmuş.

"İstiklal Marşı Yılı", Akif’i anmak, anlamak ve anlatmak, İstiklal Marşı’nın yazılma sürecini, bizler için ne anlama geldiğini, ne anlama gelmesi gerektiğini konuşmak, genç nesillere anlatmak için büyük bir fırsat aslında.

İnsanların nasıl ki bilgi, birikim, acı, tatlı anılarından oluşan bir hafızası varsa, elbette toplumların da bir hafızası var. 

Toplumsal hafızayı; Tarihin seyrini değiştiren ya da toplumda önemli değişimler sağlayan olaylar, kişiler, olgular, değerler ve kahramanlıklar oluşturuyor. Dolayısıyla; geçmişle bugün, bugün ile yarın arasında bir bağ kurulması isteniliyorsa önemli olayların mutlaka nesilden nesile aktarılarak devamlılığı sağlanması gerekiyor.

Özellikle toplumu ilgilendiren meselelerde tarihin iyi anlaşılması ve yorumlanması için; o süreçte yaşanan sevinçlerin, tasaların, kaygıların ve  sosyal olayların ortaya çıkış sebepleri, toplumsal etkileri ve sonuçlarına ilişkin toplumu bilgilendirmek büyük önem taşıyor.

Peki bunu kim yapacak?

Öncelikle tabi ki devletin görevi.

Kamu kurumları eliyle ve ders kitapları aracılığı ile ortak geçmişimizi, önemli kişi ve olayları  toplumsal hafızalarda yaşatabilir. Bu alanda yapılanlar var ancak yeterli olduğunu söyleyemeyiz.

Ayrıca, kişisel becerilerle ve sivil toplum kuruluşları da böyle bir çalışmayı rahatlıkla yapabilir. Bunun en güzel örneğini Türkiye Yazarlar Birliği’nde görüyoruz. “Kamu yararına çalışan kuruluş” olarak, yıllardır Mehmet Âkif Ersoy ve eserlerini gündemde ve hafızalarda tutuyor.

Şu bir gerçek i; Âkif, hatırlanması gereken hatta hiç unutulmaması gereken bir şahsiyet.

Onu, eserlerini ama özellikle İstiklal Marşı’nı daha iyi anlamak için o dönemin iyi bilinmesi gerekir. Yani, bugünün siyasi, sosyal ve kültürel alanda yaşananlara bakarak Akif’i anlayamayız.

Yıl, 30 Ekim 1918

Birinci Dünya Savaşı sonrası, Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan sonra vatan topraklarının üstüne kara bulutlar çöker.

Anadolu, düşman askerleri tarafından dört bir yandan işgal edilmiş, Yunanlılar Eskişehir’e kadar gelmiştir.

Artık, eli kalem tutanın da, eli silah tutanın da safını belli etmesinin zamanıdır.

Korkaklar, kaypaklar, sonuca göre vaziyet alacaklar kuytu yerlere çekilmiş beklerken, memleketimizin her köşesinden; ismini bildiğimiz, bilmediğimiz kadın-erkek, genç-yaşlı bu milletin aziz evlatları ellerinde kazma kürek cepheye koşmuşlardır.

İşte böyle bir zamanda; şair, yazar, edip ve bir ahlak abidesi olan Mehmet Âkif Ersoy kendine yakışanı yapar.

Mustafa Kemal Paşa'nın davetini kabul ederek İstanbul’dan Anadolu’ya geçen Âkif, camilerde verdiği vaazları, yazdığı eserleriyle halkın milli mücadeleye katılması için büyük gayret gösterir.

Memleketin ahvali bu haldeyken, İstiklal Marşı ihtiyacının olduğu hissedilir.

Görev, TBMM tarından zamanın Milli Eğitim Bakanlığına verilir. İlanlar hazırlanır, gazetelere haberler yapılır ve açılan yarışmanın sonunda 724 şiir gelir.

Bu işle ilgili kurulan komisyon da Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver de gelen şiirlerden bir İstiklal Marşı çıkacağına inanmazlar.

Yazılacak şiirden beklentiler fazladır;

Öncelikle “bağımsızlığı temsil etmeli”, başta ordumuz olmak üzere okuyan herkese kahramanlık duygusu vermeli, Türk milletinin asaletini vurgulayacak bir edebi metin özelliği taşımalıydı. Bestelenebilmeli ve her kesin üzerinde mutabık kaldığı bir metin olmalıydı.

Aslında yazacak biri vardır, onun haberi de olmuş bu yarışmadan ama; birinciye verilecek ödül nedeniyle bu işe girmek istemez.

Evet, bu Akif’tir.

Neticede devreye Hamdullah Suphi Tanrıöver girer ve “ödülü almamak kaydıyla” Akif şiiri yazmaya karar verir.

İki gün içerisinde şiiri yazar ve teslim eder.

Âkif konusunda yaptığı araştırmalar ve yazdığı eserlerle tanınan D. Mehmet Doğan bu sürece ilişkin şunları ifade ediyor:

“Akif’in böyle bir şiiri yazmak zihin olarak bir hazırlığı vardı. Benim kanaatim Mehmet Akif’in zihninde böyle bir şiir için hazırlık zaten vardı. Bir şiir yazacak öyle ya da böyle. İstiklal Marşı yarışmasına denk geliyor. Zihninde bunu taşıyordu. Milli şiiri yazmaya başladığında her yerde aklında bu var. Âkif, fikir muhtevası yanında heyecan muhtevası da güçlü olan şiirini teslim ettikten sonra bu bizim milli marşımız olmuştur.”

“İstiklal Marşı, dünyada benzeri olmayan bir marş. Diğer ülkelerin marşları bir iki parlak cümle üzerine kurulmuştur. Halbuki İstiklal Marşı öyle değil. Arka planı çok derin olan bir metin. 41 uzun mısradan oluşuyor. Burada hem bir edebiyatçı-şair olarak konuşuyor Akif, hem de fikir adamı olarak. Şiirle, bir kimlik tanımlaması yapıyor. Bu kimlik tanımlaması İstiklal Marşı'nın asıl özelliği. Hem vatanı hem bayrağı hem milleti tanımlıyor."

İstiklal Marşı, 12 Mart 1921 günü Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ayakta alkışlanarak kabul edildi.

Aradan 100 yıl geçti.

Aynı TBMM bu kez; aynı ruh ve azimle, 2021 yılının "İstiklâl Marşı Yılı" olmasını içeren düzenlemeyi kabul etti.

Böylece, 2021'de İstiklal Marşı'mızı anlama ve anlatma, fikir adamı, yazar ve mütercim, tarihiyle, milletiyle, inancıyla barışık Mehmet Âkif Ersoy'u da daha fazla tanıma imkanı olacak.

 

                                                                                                             

Bu yazı toplam 2088 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.