1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 2020 Yılında Kaybettiklerimiz (80)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

2020 Yılında Kaybettiklerimiz (80)

A+A-

kose-yazisi--alaattin-karaer1-008.jpeg

Mehmet YAĞMUR!

(Oyuncu)

 

     Her acı ve tatlı olayların yaşanmasından sonra, çoğu şeyler, türkü ve şarkıların, hikayelerin, romanların, filmlerin ve fıkraların yaratılmasına vesile olmuştur… Özelliklede Temel fıkraları, en üzüntülü zamanlarımızda dahi, bizleri güldürmeyi başarmış, ve bizlere yaşamın acımasızlığını da bir nevi moral kaynağı olmuştur. Yaşadığımız zor günlerde de yine bir Temel fıkrası üretilmiş:

     Temel’in covid testi pozitif çıkmış. Telaşla, hastaneye gitmiş. İçeri girince, iki kapı çıkmış karşısına: Birinde “Pozitifler”, diğerinde “Negatifler” yazıyormuş. “Pozitifler” kapısından içeri girmiş. Önünde iki kapı belirmiş: Birinde “Ayakta” diğerinde “Yatakta” yazıyor. “Ayakta” yazan kapıdan girince iki kapı daha: “Belirti Gösterenler” ve “Belirti Göstermeyenler” Belirti Göstermeyenler yazılı kapıdan girince kendini sokakta bulmuş. Evde sormuşlar;

-           Temel sana iyi baktılar mı?

-           Hiç bakmadılar ama organizasyon harika…

     Sanat dünyasından, koronavirüsten bir kaybımızı daha öğreniyoruz. Daha çok siyah-beyaz filmlerde görmeye alıştığımız, kavgacı rollerde oynamış Yeşilçam’ın usta oyuncularından Mehmet Yağmur…

     Her zaman belirttiğim gibi çoğu sanatçılarımızı görünce hatırlayacağımız için, fotoğraflarını da yazımızla birlikte yayınlamaya özen gösteriyoruz.

     1942 yılında Malatya’da doğan sanatçı, 17 yaşındayken ailesinin izin alamadığı için 1959 yıllında, kaçak olarak bindiği bir trenle İstanbul’a kaçmış.

     Taşı toprağı altın diye gelinen ve kalabalıkta yalnızlığın yaşandığı şehirde, parklarda yatan, Kapalıçarşı’da kalem, tarak, defter satmaya başlayan ve seyyar tablasına el koyan zabıtayla kavga ettikten sonra Kapalıçarşı’dan kaçarak Yeşilçam Sokağına giden yıllar öncesinin genç delikanlısı…

     Yaşamda herkesin kendisine gör bir hikayesi vardır elbette! Fakat yoksulluk içerisinde, emeği ile mücadele edenlerin ki biraz farklılıklar gösteriyor.

     Orada tanıştığı birinin aracılığıyla film setlerinde ışıkçılık yapmaya başlayan Mehmet Yağmur, 1970 yılında, ‘Bin Yıllık Yol’ isimli sinema filminde kavga sahnelerinde rol alacak bir oyuncunun sete gelmemesi üzerine yönetmen Yılmaz Duru’nun “Mehmet seni oynatalım” demesiyle oyunculuk kariyeri başlamış.

   Bir röportajında film setlerinde atlattığı badireleri şu ifadelerle anlatır:

     "Gözüm karaydı. Atla atla, düş düş, vur vur, kır kır, hiç korku yoktu. Kavganın A'sından Z'sine her şeyini biliyorduk. Nereden vurursun, nereden gidersin bunu bilemezsen olmaz, çekemezler. Onun için bir kariyerimiz vardı. Orayı da koruyabildiğimiz kadar koruduk. Gerçek dayak yediğim filmler de oldu. Yılmaz Köksal kazara ayağı kaydı gözümün altına bir yumru attı. Gözümün çıktığını sandım. 'Malkoçoğlu' filmini çekerken ölümlerden döndük. Köprüden bizi aşağı atma sahnesi vardı. 'Camoka' vuruyor, Cüneyt Arkın'ı ve bizi suya atıyor, Dalaman Çayı'na... Dalaman Çayı'nın derinliği yarım metre, altı da betondu. 15 metreden aşağı düştük. İpi kestiler, patır patır düştük ve canlı çıktık."

     Oğlu Murat Yağmur’la yapılan bir röportajda

   “Babanız sinemada ne tür zorluklarla karşılaştı? Bu zorlukları sizlerle paylaştı mı?” sorusuna “ Evet, bir gün yanında Tevfik Şen ve bir arkadaşı beraber İstiklal Caddesi’nde giderken karşılarından 3 kadının kendilerine doğru geldiklerini görüyorlar. Babam tam ‘Hanımefendi bir sorun mu var?’ diye soracakken karşısındaki kadın babamın yüzüne tükürüyor. Babam tabi ne olduğunu anlamaya çalışırken niye böyle bir davranışta bulunduğunu sorduğunda kadının ağlayarak ‘Sen o kadına nasıl tecavüz edersin?’ diye cevap vermesiyle, kadının 5 dakika önce sinemadan çıktığını anlıyor. Ayrıca film bütçelerinin az olduğundan dolayı filmi bir kerede bitirmeleri gerektiğini, yanlışları ve hataları en aza indirmek zorunda olduklarını, Avrupa’nın ‘olmamış’ deyip attıkları filmlerle Türk sinemasında 3 veya 4 tane film çekilebileceğini, bunun da ne zor şartlarda sinema yaptıklarının göstergesi olduğunu anlatırdı.”

    Rol aldığı filmlerden bazıları: Katma Değer Şaban, Aşkı Ben Mi Yarattım, İşte Meydan, Saldırganlar, Şark Bülbülü, Kara Murat: Devler Savaşıyor, Dost Bildiklerim, Gönül Ferman Dinlemez, Yaman Delikanlı, Kaplan Pençesi, Babanın Oğlu, Macera, Yaşamak Daha Zor, İstek, Macera Yolu, Betmen Yarasa Adam, Gurbetçiler, Ve Onu Vurdular, Dudaktan Dudağa Ölüm, Serseri Kral, Yıldırım Ajan, Vahşi Aşk, Bilardo Kazım…

     2019 yılında Malatya Uluslararası Film Festivali'nde 'Sinemanın Olmazsa Olmazları' ödülüne layık görüldü.

     4 Ekim 2020 tarihinde Malatya'da koronavirüse yakalanarak 78 yaşında aramızdan ayrılmıştı.

     Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

kose-yazisi--alaattin-karaer2-074.jpg

kose-yazisi--alaattin-karaer3-033.jpg

 

Bu yazı toplam 869 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.