1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 2020 Yılında Kaybettiklerimiz (59)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

2020 Yılında Kaybettiklerimiz (59)

A+A-

kose-yazisi--alaattin-karaer-056.jpg

Oruç ARUOBA!

(Yazar-Şair-Akademisyen-Felsefeci)

     Felsefe ve iş dünyası arasında nasıl bir ilişki kurabiliriz?

     Felsefe tarihinin en büyük filozofu, yani Sokrates, aylaktır. Ne iş yaptığı ve nasıl geçindiği bugüne kadar bir muammadır. Gençliğinde kısa bir dönem askerlik yapmış, herhalde o sırada bir para veriyorlardı. 60 yaşına kadar yaşıyor, idam ediliyor, ama yaşamı boyunca nasıl geçindiği hiç bilinmiyor. Felsefe ile iş dünyası arasında kurulabilecek ilk bağ demek ki olmama bağlantısı.

     İkisi de üretim yapmıyor mu?

     Felsefe düşünce üretmektir. Düşünce ne kadar üretmekse tabii. Cümle üretmektir. Ortaya cümleler çıkar felsefede. Marx’ın yaptığı ayrımı yaparsak; kullanım değeri olabilir ama pek değiş-tokuş değeri galiba yok. Felsefe kitabı satılınca ne oluyor bilmiyorum. Onun bir fiyatı da var, bir değiş-tokuş değeri var. Ama okuyan için kullanım değeri nedir onu bilmiyorum. Çok karmaşık birşeyi yalın hale getirmeye çalıştığınız zaman, onun orasında burasında karmaşıklıklar kalır hep. Yalınlaştırmaya çalışır felsefe ama, birşey belki ne kadar yalın hale getirilirse o kadar karmaşık hale gelir aynı zamanda.

     Bir söyleşisinden kısa örnek sunduğumuz;

     Yazar, şair, felsefeci. Akademisyen olarak başladığı kariyerine yazar ve çevirmen olarak devam etmiş, edebiyata ve düşünce dünyasına önemli katkıları olmuştur. Türkiye'nin yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biridir.

     1948 yılında Karamürsel’de 'de doğdu. TED Ankara Koleji’ni 'ni bitirdikten sonra Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Psikoloji Bölümü’nde lisans ve yüksek lisansını tamamladı.

     Yine Hacettepe Üniversitesi'nde çalışmalarına devam ederek felsefe bilim uzmanı oldu. 1972 ve 1983 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaparken felsefe bölümünde doktorasını tamamladı. Bu süreçte, Almanya’da Tübing Üniversitesi’nde felsefe semineri üyeliği ve 1981 yılında Yeni Zelanda Victoria Üniversitesi’nde konuk öğretim üyeliğinde bulundu. Bu dönemde İstanbul'a yerleşti ve çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı.

     Kırmızı Dergisi gibi çeşitli basın organlarında yayın yönetmenliği, yayın kurulu üyeliği ve yayın danışmanlığı yaptı. Birçok dergide yazı ve çevirileri yayınlandı.

     Epistemoloji, Etik, Hume, Kant, Kierkegaard, Nietzsche, Marx, Heidegger ve Wittgenstein konular üzerine çalışmalar gerçekleştiren Aruoba, bu çalışmalarını ölümüne kadar sürdürmüştür.

     Özellikle şiir sanatına yönelmiş ve Heidegger’in  şiire yaklaşımını; "Ona göre insanın temel sözü şiirdir. Çünkü insan yaşayan, dünyanın içinde olan, diğer insanlarla ilişkisini dil aracılığıyla kuran varlıktır. İnsanın bütün etkinliklerinde yer alan, içinde yaşadığı dil ile (tarihsel olarak da) içinde yaşadığı varoluş arasında kurduğu temel anlam ilişkisi, şiirde ortaya çıkar. İnsanın bilinen bütün tarihi boyunca çeşitli biçimlerde görülen “şiir” adı verilen dilsel kuruluşlar, bu temel ilişkiyi ortaya koymaya (dile getirmeye) çalışan insan yöneliminin ürünleridir. Heidegger de buna ulaşmaya, (anlamlandırmaya, yorumlamaya) insanın dünya ile ve diğer insanlarla olan ilişkisini ilk biçimiyle yeniden kavramaya çalışır." sözleriyle açıklamıştır.

     Hume, Nietzsche, Kant, Wittgenstein, Rainer Maria Rilke, Hartmut von Hentig, Paul Celan ve Matsuo Bashö  gibi düşünür, yazar ve şairlerin eserlerini de Türkçe’ye kazandırmıştır.   Wittgenstein'ın eserlerini Türkçeye ilk defa Oruç Aruoba çevirmiştir. Aynı zamanda Aruoba, Japon Edebiyatı kökenli bir şiir türü olan haiku’nun, Türk Edebiyatındaki temsilcilerinden de biridir. Yazar, Nietzsche’nin “Antichrist” eserini de Almancadan Türkçeye kazandırmıştır.

 

     Felsefe Sanat Bilim Derneği’nin her yıl düzenlediği “Assos'ta Felsefe” etkinliklerine konuşmacı olarak katılan yazar, “Felsefenin Hayvanına Ne Oldu?”, “Bilim ve Din” gibi birçok başlıkta sunumlar gerçekleştirmektedir. Ayrıca, Füsun Akatlı Kültür ve Sanat Ödülü etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen sempozyuma da konuşmacı olarak katılmıştır.

     2006 ve 2011 yıllarında Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü yarışmasında Füsun Akatlı, Ahmet Cemâl, Doğan Hızlan, Nüket Esen, Orhan Koçak, Nilüfer Kuyaş ve Emin Özdemir ile birlikte seçici kurulda yer almıştır.

     Şiirlerinde kullandığı üslup ve noktalama işaretlerinin edebiyat kurallarının dışında olmasına rağmen bu durum akademik çevrelerce sanatçının üslubu olarak değerlendirmiştir.

     Eserleri : Tümceler, Bir Yerlerden Bir Zamanlar, De ki İşte, Yürüme, Hani, Ol-An, Kesik Esin-tiler, Geç Gelen Ağıtlar, Sayıklamalar, Uzak, Yakın, Ne Ki Hiç, İle, Çengelköy Defteri, Zilif, Olmayalı, Doğançay'ın Çınarları, Benlik, Meşe Fısıltıları, David Hume'un Bilgi Görüşünde Kesinlik, Nesnenin Bağlantısallığı…

     31 Mayıs 2020 tarihinde, 72 yaşında aramızdan ayrıldı.

     Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

 

 

 

Bu yazı toplam 1023 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.