1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 2020 Yılında Kaybettiklerimiz (19)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

2020 Yılında Kaybettiklerimiz (19)

A+A-

kose-yazisi--alaattin-karaer-026.jpg

Hayrettin KARACA!

(Toprak Dede)

 

     TEMA Vakfı Yayınları'ndan çıkan 'Dünyanın Durumu 2004' raporlarını yorumlayan Hayrettin Karaca şu tespitleri aktarıyordu:

     Dünyada makyaj malzemesi için yapılan harcama 18 milyar dolar. Dünyadaki tüm kadınların üreme sağlığı ve bakımı için gerekli para 12 milyar dolar.

      Avrupa ve ABD'de evde beslenen hayvanların mamasına harcanan para 17 milyar dolar. Dünyada açlığın ve yetersiz beslenmenin sona erdirilmesi için gerekli para 19 milyar dolar.

     Parfüme harcanan para 15 milyar dolar. Evrensel okuryazarlığın sağlanması için gereken yıllık ek yatırım 5 milyar dolar.

     Deniz seyahatlerine harcanan para 14 milyar dolar. Dünyada herkese temiz içme suyu sağlaması için gerekli miktar 10 milyar dolar.

     Avrupa'da dondurmaya harcanan para 11 milyar dolar. Her çocuğun aşılanması için gerekli miktar 1.3 milyar dolar.

     Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300 bin ton atık üretilir. Başka bir deyişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur. Bu atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddeler içerir.

     “Benim de vardı 40 tane kravatım. O zaman 30 yaşındaydım. Ben de tükettim ama bilerek yapmadım bunu.” diyen Karaca: “Artık farkına vardım bunun. Ne zamandır alışveriş yapmadığımı hatırlamıyorum, kendime sadece kitap alıyorum. Nedir benim ihtiyacım? Doymam, sağlığım, barınmam, kuşanmam; bunun dışında hiçbir şey tüketmeye hakkım yok. Gömleklerim var, yakası çevrilmiştir. Ayakkabılarıma bakarsanız, altı yamalıdır. Dokuz senedir bu pantolonu giyerim, paltom yırtıktır. Param var ama tüketmeye hakkım yok! Bunu herkes yapabilir. 'Bir' çok güçlüdür. Atatürk bir kişiydi. Her şey 'bir' ile başlar. Bir yoksa iki olmaz. Ben de yakınlarıma örnek olmaya çalışıyorum.” diyor. Satışa hazır 1 ton altın elde etmek için 300 bin ton atık üretilir. Başka bir deyişle altın bir alyans için ortaya çıkan atık miktarı 3 tondur. Bu atıkların çoğu siyanür ve kimyasal maddelerdir”…

      Erozyon Dede ya da Toprak Dede diye tanınan, bir asra yakın yaşamına ramak kala aramızdan ayrılan toprak sevdalısı, Hayrettin Karaca’da artık yok aramızda!

     “Toprak Dede” daha çok yakışıyordu ona!

     Toprak deyince hemen aklımıza, gökdelenlerin yapıldığı, çarpık kentleşmeye sebep olan toprak parçası gelmesin aklımıza…

     Anadolu’yu gezerken hızlı bir çölleşme tehdidinin farkına vardı. Bitki türlerinin yok olduğunu gördü. Harap olmuş meralar, kuruyan şelaleler ve tahrip edilen ormanlar onu harekete geçmeye itti.

     Toprağın iki sevdalısı,  Toprak Dede Hayrettin Karaca ve Yaprak Dede A. Nihat Gökyiğit, 1992 yılında TEMA Vakfı’nı birlikte kurdular. Amaçları Anadolu’da yaşanmakta olan erozyon ve çölleşme tehlikesine kamuoyunun dikkatini çekmekti. Hedefleri ise bu mücadelenin devlet politikası haline gelmesine katkı sağlamaktı. TEMA’nın “Türkiye Çöl Olmasın” sloganı toplumda büyük yankı uyandırdı. İlk kez önlem alınmazsa ülkemizin çöl olma tehlikesi ile karşı karşıya olduğu bu kadar yüksek sesle dile getirilmişti.

     Kısa zamanda ülkemizde çığ gibi büyüdü sivil toplum kuruluşu TEMA sevdalıları…

     1922 tarihinde Balıkesir, Bandırma’da trikotaj atölyesi sahibi bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Ortaöğrenimini İstanbul Boğaziçi Lisesi’nde tamamladı. Lise eğitiminden sonra trikotaj atölyesinin başına geçti. Karaca trikolarını tanınmış bir marka haline getirdi ve ilk triko ihracatını gerçekleştirdi.

     Edebiyata ilgi duyan doğayı seven Hayrettin Karaca 50’li yaşlarında işi oğluna devrederek Anadolu’yu karış karış gezmeye başladı. Ağaç ve bitki örtüsünü fotoğraflarla belgelemeye başladı ve bunlardan örnekler toplayıp Yalova’daki bahçelerinde yetiştirdi.

     Tema Vakfı Hayrettin Karaca’nın önderliğinde toprak erozyonun tehlikesi konusunda halkı ve hükümetleri uyardı, yoğun ağaçlandırma kampanyalarına öncülük etti. Hayrettin Karaca’nın onursal başkanlığını yürüttüğü Tema Vakfı bugün çevre konusunda değişik projeler yürütmekte ve kitaplar yayınlamaktaydı. Çevre bilincinin gelişmesi için konferanslar vermekte televizyon programları yapmaktaydı.

     Babası Hacı Halil Karaca tarafından 1948 yılında kavaklık yapılmak üzere Yalova’da 27 dönüm olarak satın alınan arazi ıslah ettikten sonra 1949 yılında meyve bahçesi yapıldı ve arazi satın alınarak daha da genişletildi. Babasının 1956 yılındaki vefatından sonraki yıllarda da, Karaca ve kardeşleri enişteleriyle birlikte meyvecilik işini devam ettirerek, mevcut araziyi hatırı sayılır derecede genişlettiler.

     Ancak, 1975 yılında kardeşler, babalarından kendilerine intikal etmiş olan mirası paylaşma kararı alarak, farklı bir yapılanmaya girdiler. Bu paylaşım sonucunda Hayrettin Karaca’ya meyvelikten 65 dönüm arazi kaldı. Mevcut meyvecilik faaliyetlerini kısa bir süre daha devam ettirdi. 1978 yılında arazi içerisine halen ikametgâhı olan evinin yapımına karar vererek, inşaatına başladı. 1980 yılında tamamlandığında evin etrafı, Karaca’nın doğa aşkını yansıtır şekilde, nadide bir bahçeye dönüşecek bitkilerle bezenmeye çoktan başlamıştı.

     Her yurtdışı gezisinde yaptığı arboretum (çok çeşitli ağaç ve ağaççıkların bulunduğu, bu amaçla özel olarak hazırlanmış botanik bahçesi.), botanik bahçe ve park ziyaretlerinden de etkilenerek, önceleri ev bahçesi niyetiyle oluşturduğu alanı, dünyanın dört bir yanından topladığı çeşitli bitki türleriyle genişleterek, kısa bir süre içinde Türkiye’nin ilk özel arboretumuna dönüştürdü. 1970’li yılların meyve bahçesi, 1980’li yıllara bir arboretum olarak adım attı ve günümüze ulaştı. 2004 yılında vakıf statüsü kazandırılarak kendisinin en biricik eseri olarak addettiği bu hizmeti ülkeye armağan etmiştir.

     Bugün Yalova'daki Karaca Arboretumu, dünyanın her yerindeki botanikçiler tarafından bilinmektedir. Yılda iki kez yayınlanan Arboretum Magazin'i bilim adamlarının araştırma ve görüşlerinin yayınlandığı bir forumdur. 14.000 türü barındıran arboretum aynı zamanda ülkenin tehlikedeki türleri için bir gen koruma merkezidir.

     İlk eşinden Atay Karaca adında bir oğlu oldu. İlk eşi ölünce ikinci eşi Mergube Sevim Hanım ile evlendi. 2001 yılında eşi Mergube Sevim Hanım vefat etti. Bu eşinden Halil, Kına Karaca ve Elif adlarında 3 çocuğu oldu. Çocuklarından Halil Karaca, 1984'te diş tedavisi için gittiği Fransa’da öldü. İlk çocuğu Atay Karaca da 1993 yılında Tarabya'daki evinde tabanca ile vurularak öldü.

     Köşemize sığmayacak kadar çok ödüllere sahipti.

    Cep telefonu kullanmadığını, 5 yıldır TV izlemediğini belirten Karaca: “Okumakla mükellefim. Olanın olmayana, bilenin bilmeyene borcu var. Malını mülkünü verirsin orada biter borcun. Mesela Yalova’daki botanik bahçemi vakıf yaptım ama borcum bitmedi topluma. Şimdi borcumu bilgi sahibi olarak ve bunu aktararak ödüyorum. Okumak ibadettir. Okumamak Cumhuriyete ihanettir.”

     Oğlunu, eşini ve annesini kaybeden Hayrettin Karaca, 'Acılar karşısında isyan ederek hiçbir şey kazanamazsınız, elde olan bir şey değil çünkü bu. Ben acıyı da mutluluğu da kabulleniyorum.  Ama acılar hafızadan hiç çıkmaz'

     20 Ocak 2020 tarihinde Yalova'da 98 yaşında aramızdan ayrıldı.

     Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

Bu yazı toplam 605 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.