1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 2018 Yılında Kaybettiklerimiz (50)
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

2018 Yılında Kaybettiklerimiz (50)

A+A-

sanat kalemi

2018 Yılında Kaybettiklerimiz (50)

                                                 Erhan GÖGEM!

alaattin-karaer--kose-yazisi5-023.jpg

     Değerli okurlarımız!

     2018 yılında kaybettiklerimiz yazılarının son günü…

     2018 yılında aramızdan ayrılanlar sinema dünyasından, tiyatro dünyasından, medya dünyasından ve televizyon dünyasından ünlü isimlerdi.

  Çoğu sanatçılarımız çocukluğumuzdan beri bizimle birlikte evimize konuk oldular. Radyo seslendirmelerinde, beyazperde de, televizyon ekranlarında, gazete ve dergilerde…

     Kimilerini fotoğraflarını görünce hatırlayacağımız ünlülerdi…

     Bu yetişen değerli insanlar bir dönemin ürünümüydü acaba! Bazen düşünüyorum bu güzel değerlerin yerini dolduracak gençler yetişir mi? yetişiyor mu? diye!

     Ölüm tarihlerine göre sıralayarak yazmaya başladık. Ancak insan yükü ağır denir. Fakat yokluğu da ağır geliyordu insanlarımıza… Tahammülümüz yoktu. Bir daha göremeyeceğimiz bu değerleri bir kez daha hatırlamak, birkaç satırla da olsa yeniden tanımak nedense zor geliyordu. Zaman zaman duyar gibi olmuştum ve kulağıma da gelmişti. “Daha bitmedi mi bu ölenler” diye!

     Üzüntülerimi duyarlı okurlarımızla paylaşmak için söylüyorum. Çoğunun ölümünden dahi haberimiz olmamış onu gördüm. O nedenle de her yılın başladığında, geçmiş yılda kaybettiklerimizi birlikte hatırlayalım ve yakınlarına başsağlığı dileyelim demiştik.

     Kaybettiklerimizi hatırlattığım için, telefonlar arayan ve bizzat beğenilerini dile getirerek teşekkürlerini bildiren, Av. Mustafa Duman’a, Av. Uğur Uygun’a, Mhp Kırıkkale İl Başkanı Erdal Baloğlu’na, Abdul Fettah Piliç’e (Şeker Dede), Diş Tabibi Zeki Güryıl’a bende ayrı ayrı teşekkürlerimi iletiyorum.

     Herkese sağlıklı ve mutlu bir yaşam dileğiyle…

*     *     *

                                                 Erhan GÖGEM!

alaattin-karaer--kose-yazisi1-078.jpg

     İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de gazeteci olmak daha kolaydır. Oralardan Anadolu türküsü söylemek de kolaydır. Bir Anadolu şehrinde yıllarca saygın bir gazeteci olarak kalmak ve yaşamak çok kolay değildir. O şehirde yaşıyorsanız, o insanların derlerinde, neşesinde de birlikte olmak, o insanları kucaklamak, olumlu ve olumsuz tüm haberleri tarafsız olarak gündeme taşımak, yediden yetmişe herkesin gönlünde taht kurmak her baba yiğidin karı değildir…

     Birde gazeteciliği sevmek gerekli! 

     İşte şehrimizin duayen gazetecisi Erhan Gögem buydu.  Kendisini yıllardan beri tanırım herkes gibi! Karşılaştığız da ayak üstü sohbet ederdik. Gülücükleri ve tebessümü yüzünden hiç eksik olmazdı. Benden büyük olmasına rağmen, alışkanlığından sanırım Alaattin abi derdi.

     Ancak bir insan aramızdan ayrıldığı zaman hakkında bir şey bilmediğimiz ortaya çıkıyor. Kız Ebru hanımla telefonla görüşmem sonucu kısa bilgilere ulaştım. Konuşmamızda, zaman zaman sessiz kalan telefonda, babasını dün kayıp etmişcesine, kelimeler boğazına düğümlendiğini hissettim. Babasın hakkında yazacağımı söylediğimde, acısına rağmen, sevindiğini, ilgime teşekkürlerini belirtti.

     İbrahim ve Muazzez Gögem çiftinin dört çocuğundan birisi olarak, benden gün olarak bir gün sonra, Cumhuriyetinizin kuruluş günü olan 29 Ekim’de Uşak’ta dünya’ya gelmiştir. Yıl 1948!

     İki kız ve bir erkek kardeşi vardır.

     1965 Senesinde Mühimmat Fabrikasında işe başlamıştır. 1972 yılında hayatını aynı fabrikada çalıştığı Remziye ŞENGÜL ile birleştirmiştir. Ebru ve Esra isimli iki kız çocuğu babasıdır.

     1966 Yılında İdman Yurdu Spor, 1967 Yılında Kırıkkale Sporda ve Askerlik Döneminde İzmir Altay Sporda Futbol oynamıştır.

     1969 Yılında askerliğini İzmir Şirinevler Nato’da yapmış ve 1989 yılında Mühimmat Fabrikasından tensikatla işten ayrılan Erhan GÖĞEM, 1972 senesinde gazetecilik hayatına ilk olarak İzmir Yeni Asır Gazetesinde başlamıştır.

     45 Yıllık gazetecilik hayatını İlk Ulusal Gazete olan Tercüman Gazetesi sırasıyla Milliyet Hürriyet ve en son DHA da tamamlamıştır.

     10 Ocak 2018 tarihinde, Çalışan Gazeteciler Günü ünün dolayısıyla düzenlenen programda, meslekte 45 yılını dolduran DHA Kırıkkale Muhabiri Erhan Göğem'e ödül verildi.
     Fazla söze ne gerek var. Kızı Ebru’nun babasının ölümünden sonra yazdıkları her şeyi anlatıyor;

   Seni düşünüyorum Babam!

     Sensiz geçen 24 günü çocukluğumu, gençliğimi baba evlat olarak geçirdiğimiz her anı noktasını virgülünü

   Seni düşünüyorum, Babam!

     Çocukluk yıllarımda eve didosuz gelmediğin günlerini, iş için şehir şehir gezip gittiğin her    yerden kocaman oyuncak et bebekler getirişini ve yaşadığım mutluluğu. Omuzlarında hoplatıp zıplattığın o günleri, yaptığın su şakalarını.

   Seni düşünüyorum Babam!

     'Hadi hadi taksi bekliyor benim gitmem lazım yok yok kahvaltı yapamam sizi mi beklicem' dediğini.. Hayatı hep acelesi varmışcasına yaşamanı.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Eve taşıdığın daktilonun çat çat vuran seslerini, gece yarılarına kadar süren ses kaydı çözmelerini, ve o şarzdan hiç çıkmayan sabaha kadar hiç susmayan telsizinin seslerini annemin kafa göz koymadın Bi filmi izletmedin kapat artık şunu Erhan demesini. Kızmayışını, sinirlenmeyişini ' Ebruu Ebruuu kime diyorum Sadece Allah sizi davul etsin demeni

   Seni düşünüyorum Babam!

     Renkli kişiliğin gibi rengarenk giyinmeyi sevmeni bana alacaksanız kırmızı boğazlı alın annemin sen gençmisin kaç yaşındasın kırmızı olmaz demesini.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Beraber bir kahvaltı yapalım diye kapıları kitlememizi. Böbrek taşı kırdırıp hastanede kalman gerektiği halde çekip gitmeni. Trafik kazası geçirip alnında cam parçalarıyla evden kaçıp gitmeni geçmiş olsuna gelen dostların yatağı yorganı kurulu ancak hasta yok deyip şaşırıp gülmelerini.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Mesleğine duyduğun sevgiyi, aşkı yaşarken bizleri dahi etkileyen ve hatırladığım evliliğimin ilk yıllarında sabahın 7'si, sen koşar adımlarla giderken işe camdan seni görüp arkandan küçük bir çocuk gibi koşarak koluna girip gururlanarak seninle o yolu baba kız birlikte paylaşalım istediğim günleri.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Gelen onca iş tekliflerini geri çevirip ' 'Olur mu ben Kırıkkale’den gidemem gidersem ölürüm' dediğin günleri.

   Seni düşünüyorum Babam!

     O herkese kucak açan bitmek bilmeyen insan sevgini, sevmekten çok sevmeyi seven koca yürekli adamı Babamı düşünüyorum ben

   Seni düşünüyorum Babam!

     Hastalığına rağmen, kemoterapi ve radyoterapilere bile omuzun da fotoğraf makinası lay lay lom gidişini, Bir gün randevumuza çok az kala Ankara Elmadağ yolunda aracı durdurup barikatlardan atlayarak 'Bu haber kaçmaz' deyişini. Kemoterapi ertesi gecenin bir yarısı kaza varmış deyip Annemin gidersen bak ben bakamam sana deyip bakmazsan bakma ben giderim deyip yola düşmelerini, sonrasında beni arayıp yok canım bu baban beni öldürecek düzelmez demesini.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Her zaman gözlerinin ucunda olan gözyaşlarının uzakta olan halalarım aradığında sel olup gitmesini.

   Seni düşünüyorum Babam!

     23 Aralık 2018 sabahını Annemin arayışını baban daralıyor demesini, hastane yolunda seni nefes nefese görmemi Hayatı boyunca ilk defa baba iyi misin dediğimde 'Çok kötüyüm kızım' dediğini. O an tek dileğimin Allahtan senin acı çektiğini görmemeyi bunu bizlere ve sana yaşatma dediğimi. İlk defa omuzun da fotoğraf makinanın olmayışını Yinede güçlü oluşunu, hastane acil kapısında 'Söyle beni sedyeye yatırmasınlar' dediğini O halde bile gülücük saçmanı doktorlarla şakalaşmanı. Acilde Arkadaşının aramasını program var gülerek 'Oğlum ben ölüyorum nasıl geleyim' demeni. Esra geliyor babam demenle gözyaşların sel olup gidişini 'O niye geliyor, neden geliyor' demeni Bişey yok babacım dediğimi alnının terleyip elimle saçını düzeltişimi, alnından öpüşümü iyi olacaksın babacım tabi gelecek o senin kızın dememi.

   Seni düşünüyorum Babam!

     Babacım Esra kalsın yanımda deyişini hepimizi tek tek göndermeni. El sallayarak çıkışımı hastaneden hadi sabah görüşürüz dediğimi.

   Seni Düşünüyorum Babam!

     Nereden bilecektim seni son görüşüm olduğunu nereden bilecektim vedalaşmadan çekip gideceğini babam sarılsaydım öpseydim doyasıya ezberleseydim yüzünü son kez baksaydım sana..

   Seni düşünüyorum Babam!

     Koşarcasına gittiğin hastalığına rağmen 72 basamağını sanki zafere gidiyormuş gibi çıktığın içerisine bir ömür sığdırdığın yüzlerce anı biriktirdiğin büronu da boşalttık Babam kendi ellerimle atmalara kıyamadığın her şeyini tek tek özenle topladım bir bir 45 yıllık yaprakları sararmaya yüz tutmuş arşivini evimize getirdim Koca Salon doldu taştı anılarınla sonra düşündüm bir gazete sayfası bir fotoğraf kadar ömrü yok ki hiçbir canlının.

   Seni Düşünüyorum Seni Özlüyorum Babam hem de nasıl… Yüreğimin sol yanı sızlıyor, aklıma geldikçe düğümleniyorsun boğazımda Yutkunsam da geçmiyor işte, geçmiyor ve ben biliyorum ki ömür boyu geçmeyecek. Özlemim artıkça hep kokun gelecek aklıma, bu şehir hep sen kokacak babam. Sessiz hıçkırıklara dönecek gözyaşlarım. Bir tarafım hep eksik kalacak.

   Seni düşünüyorum Babam!

     "Gittin mi Büyük Gideceksin Ayrılık Bile Gurur Duyacak Seninle" demiş Can Yücel Ayrılık Bile Seninle Gurur Duydu. Bende seninle gurur duyuyorum, duyacağım Babam. Gözlerimin baktığı yerde olamasan da daldığı yerde olacaksın hep ve seni emanetine en iyi bakan Rabbime emanet ettim. Buluşacağız elbet o zamana kadar bekle beni Babam Seni Çok Seviyorum Ebru…

*    *    *

     Kırıkkale Belediyesinin Ocak 2019 ayındaki toplantısında, Yaylacık Mahallesi 376. sokağını Gazeteci Erhan Gögem Sokağı olarak değiştirilmesine karar vermiştir.

     24 Aralık 2018 tarihinde aramızdan ayrıldı.

     Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

alaattin-karaer--kose-yazisi3-035.jpgalaattin-karaer--kose-yazisi2-075.jpg

Bu yazı toplam 480 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.