1. YAZARLAR

  2. ALAATTİN KARAER

  3. 2018 Yılında Kaybettiklerimiz (12) Tuna HUŞ!
ALAATTİN KARAER

ALAATTİN KARAER

SANAT KALEMİ
Yazarın Tüm Yazıları >

2018 Yılında Kaybettiklerimiz (12) Tuna HUŞ!

A+A-

Sanat kalemi

alaattin-karaer--kose-yazisi-073.jpg

 “Bursalıyım, çocukluğumda bir dönem yurt dışında yaşadım, sonra tekrar Bursa’ya döndüm. Çalışma hayatına da Bursa’da başladım. Tuna Huş, dönüm noktası hayatımda. Gerçekten hem tanıdığım için hem de birlikte çalıştığım için büyük keyif aldığım bir insan. Benim için daha doğrusu şans. Hani her insanın hayatında bir dönüm noktası vardır, bir şans vardır, o insan benim hayatımdaki şans. Tuna huş ile 3 yıl birlikte çalıştık. Hem diksiyon dersi aldım kendisinden hem de Bursa da AS Televizyonu’nun genel yayın müdürüydü dönem. Sonrasında rahatsızlandı, ayrıldı…” Spiker Meltem Günay’la Aralık 2012’de yapılan röportajda söylediklerinden bir bölümü paylaştım sizlerle… Bir döneme damga vuran TRT’in efsane spikerlerinden Tuna Huş’ta aramızdan ayrıldı.  70’li yıllarda TRT’nin siyah-beyaz olduğu dönemde spiker olarak görev yapan Tuna Huş, 1942 yılında Adana’da doğdu.

     Her kelimesi kolaylıkla anlaşılan, yumuşak ses tonuyla hafızalarda yer etmişti. Senelerce TRT’de görev yaptı. Türvak’ın kuruluşunda aktif görev aldı.

     Kuş Dili Eğitim Merkezi’nde eğitmen olarak görev yaptı.

     1999 yılında, by-pass ameliyatı oldu, ardından 1,5 sene sonra beyne giden ana damarda pıhtı atması sonucu 2001 yılında beyin kanaması geçirdi ve beyin ameliyatı sonrasında geçirdiği felç nedeniyle konuşma yeteneğini kaybetti. 6 yıl uğraştıktan sonra biraz konuşmaya başladı.

     Yine 2012 yılında, 1990 yılında ikinci evliliğini yapmış olduğu eşi Berrin Huş Tuna Huş’un söylemek istediklerini, ailece yaşadıkları sıkıntıları şöyle anlatmış; “

   “Dünyada ne var ne yok, her şeyden haberdar. Ben televizyonu çok sık takip etmediğim için gelişmeleri bana o aktarıyor. Sporu takip ediyor. Her tür sporu büyük bir merakla izliyor'' diyen Huş, kocasının eski arkadaşlarını izlerken farklı bir tavır takındığını belirtti. Huş, ''Onları daha keyifle izliyor, ekranda öğrencilerini görünce çok mutlu oluyor. Ancak yanlış yaptıklarında suratı asılıyor. Önceleri Türkçe'nin yanlış kullanılmasını kafaya takmıştı. Herkesi uyarma ihtiyacı hissediyordu. Ama artık vazgeçti. Ama hangisine söylesin, kızsın” dedi.

   Tedavi masraflarının çok yüksek olması nedeniyle bir dönem maddi sıkıntı yaşadıklarını, ancak şu anda durumlarının daha iyi olduğunu vurgulayan Huş, “İnsan bu tür durumlara hazırlıklı yakalanmıyor maalesef. Biz de hazırlıksız yakalandık. Çok sıkıntı çektik. 1 aylık, 2 aylık, 1 senelik durum değil. Tedavi döneminde ciddi manada sıkıntı çektim. Ama sağ olsunlar, dönem dönem bizi unutmayan insanlar oldu. Borcumuz harcımız yok. Emekli aylığımızla geçiniyoruz” ifadelerini kullandı.

   Tuna Huş'un düzenli bir hayatı sevdiğini vurgulayan Berrin Huş, “Erken kalkar. Kahvaltıdan sonra ilaçlarını alır. Ondan sonra kahvesini içer. Saat birden sonra mutlaka 1-2 saat uyur. Ardından akşam yemeği yer ve televizyon izler. Maç olduğu zaman Tuna'yı dışarı çıkarmak mümkün değil. Onun için hafta sonu içerdeyiz.”

   1978 doğumlu, hem İran hem Türk vatandaşı olan, Shahzadeh N. İqual’ın yazdığı “Tahran’ın Kırmızı Sirenleri” kitabın tanıtımında şöyle yazıyor:

   “Ve iyi kalpli bir dev gelip kurtardı şehirdeki insanları...” Böyle biterdi tüm masallar Tahran’da... Vatan hasreti çekmemiş insanlara anlatması en zor duygudur “yurt özlemi”. Bunu bizzat yaşayan Shahzadeh N. İgual, önce İslam Devrimi, ardından İran-Irak Savaşı derken Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan İranlı bir ailenin gerçek yaşam öyküsünü kaleme aldı. 1979 yılında değişen rejimle ters düşünenlerin ve yeni sisteme direnemeyen bir kitlenin gitmekten gayrı hiçbir çaresi yoktu. Tutuklanıp, hapsedilen ya da öldürülenlerin dışındakiler ya kaçtılar ya sürüldüler. Yasemin kokulu, kocaman bir anneanne evinden, hiç bilinmedik yabancı diyarlara göç eden ailelerden birinin kızı da, İzmir’de “klorak, boyoz, çiğdem” demeyi, MFÖ şarkılarını ve Tuna Huş’un sesinden Türkçeyi öğrenecekti. Tahran’ın Kırmızı Sirenleri, İran’ın en saygın ailelerinden birinin, devrim ve savaşın ardından yaşadığı acıyı ama her şeye rağmen birbirlerine olan bağlılıklarını anlatan sevgi ve hüzünle bezenmiş bir roman.

    Yönetmenliğini yaptığı kısa filmler:

    - Hayatın Ucundaki Kelimeler.

    - 9. Uluslar arası İzmir Kısa Film Festivali, Gösterim.

    Yüzlerce kişiye doğru Türkçe konuşmasını öğreten spikerimiz, 14 Şubat 2018 tarihinde aramızdan ayrıldı.

    Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!

Bu yazı toplam 1240 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.