1. HABERLER

  2. SPOR

  3. 2014 Yılında Kaybettiklerimiz (9)
2014 Yılında Kaybettiklerimiz (9)

2014 Yılında Kaybettiklerimiz (9)

Ayşe Şasa! “Kendi kökleriyle barışmayan bir toplumun soylu ve orijinal şeyler yapması mümkün değil.” Ayşe Şasa      Türk sinemasına büyük...

A+A-

Ayşe Şasa!

ayşe

“Kendi kökleriyle barışmayan bir toplumun soylu ve orijinal şeyler yapması mümkün değil.”

Ayşe Şasa

     Türk sinemasına büyük emek vermiş bir isim, senarist ve yazar Ayşe Şasa, 1941 yılında İstanbul’da doğdu. Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. Robert Koleji İdari Bilimleri Bölümü’ne devam etti. 1963 yılından itibaren senaristlik yaptı.  Onlarca filmin senaryosuna imza atmış, sinema sanatının imkansızlıkları döneminde ortaya birçok güzel eserler koymuştur. Sosyalizmin hakim olduğu bir çevrede yaşamış, 68 kuşağındandı.  Bu yıllarda kendisini Marksist olarak tanımlıyordu. Kemal Tahir ile güçlü bir dostluk kurdu ve bu dostluğun onun üzerinden derin etkileri oldu. 1980'li yıllarda ağır bir psikolojik rahatsızlık geçirdi. Doktorlar şizofren teşhisi koydu. On yıllık inziva dönemi sırasında sinema piyasasından tamamen çekildi. Bu dönemden sonra, düşünsel anlamda kendisini değiştirdi, daha bilimsel/sezgici bir hayat sürmeye başladı. Tasavvuf ve adanmışlıkla tanıştı. Bu yeni yaşam tarzı, eserlerine de yansıdı. İbn Arabi ve Andrei Tarkovsky üzerinde derin düşüncelere ilgi duydu. 32. İstanbul Film Festivali'nde 'Sinema onur ödülü'ne layık görüldü. Sinema anlayışını ve ödül hakkındaki düşüncelerini hakkında bir röportajında sorulan sorulardan birisini paylaşmak istedim;    Yetişmekte olan sinemacı kuşaklarına ne önerirsiniz? Türkiye'de kültür planında, sinema planında edilgen bir aşırı batı hayranlığı ve batı taklitçiliği tavan yapmış durumda; ama öte yanda kendi geleneğimizin mirasıyla donanmış, tüm dünyadan haberli, yepyeni, soylu bir elit artık yavaş yavaş varlığını duyurmaya başlıyor. Gençlerin bu toplumun tarihi sanat gelenekleri ve klasikleriyle yoğun bir şekilde ilgilenmeleri, yetişme çağlarında bilinç ve bilinçaltı rezervuarlarını bunlarla donatmaları gerekiyor. “Kendi kökleriyle barışmayan bir toplumun soylu ve orijinal şeyler yapması mümkün değil.” Ben Yeşilçam'da senaristlik yaptığım 60'lı yılarda henüz kişiliğim, dünya görüşüm tam şekillenmemişti. Onun için 90'lı yılarda kaleme aldığım Yeşilçam Günlüğü'nün sinema konusunda beni temsil eden belki en yetkin şey olduğunu düşünüyorum. Filmlerimiz olumsuz şartlarda gerçekleşirdi. O yılarda çok kısa sürelerde ve ağır gişe baskısı altında senaryo yazılırdı. Bu bir işkenceydi. Bu açıdan filmlerim benim için travmatik, 'bulanık tecrübeler'. Beni mutlu eden filmlerim değil, kitaplarım. Ancak Yeşilçam'daki senaristlik deneyimim bir arayışın, bir hakikat arayışının ilk basamağı olmuştur. Tatlısı çok az, acısı bol, burukluğu bol birçok anıyla doludur. İşte bu ödül, bu anılara götürdü.
     Kitapları; Bir Ruh Macerası,Yeşilçam Günlüğü, Düş Gerçeklik Sinema (Sadık Yalnızuçanlar- -İhsan Kabil-Ayşe Şasa), Delilik Ülkesinden Notlar , Şebek Romanı , Vakte Karşı Sözler (Ömer Tuğrul İnançer - - Ayşe Şasa - Berat Demirci)      Senaryolarından bazıları; Kanayan Bosna, Her Gece Bodrum, Hiçbir Gece,  Arkadaşım Şeytan, Gramofon Avrat, Ölmez Ağacı, Hacı Arif Bey, Deli Kan, Kambur, Utanç, Cemo, Battal Gazi Destanı, Unutulan Kadın, Güllü, Yedi Kocalı Hürmüz, Köroğlu, Cemile, İlk ve Son, Harun Reşid'ın Gözdesi, Ah Güzel İstanbul, Toprağın Kanı, Son Kuşlar, Çapkın Kız… Bir süre tedavi gördüğü zatürre rahatsızlığı sebebiyle, 16 Haziran 2014 tarihinde hayatını kaybetmiş ve aramızdan ayrılmıştır. Ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!        
Bu haber toplam 174 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.