1. HABERLER

  2. SPOR

  3. 2014 Yılında Kaybettiklerimiz (6)
2014 Yılında Kaybettiklerimiz (6)

2014 Yılında Kaybettiklerimiz (6)

Vasfiye Özkoçak! (İlk Kadın Muhabir)     “Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.”  M. Kemal Atatürk       ...

A+A-

Vasfiye Özkoçak!

(İlk Kadın Muhabir)

 ssss  

“Gazeteciler, gördüklerini, düşündüklerini, bildiklerini samimiyetle yazmalıdır.”

 M. Kemal Atatürk

 

     “Dünyaya bin kere gelsem, bin kere de gazetecilik yaparım” “Gazeteci, halkı seven, halk için kendini feda eden kişidir. Halkı olaylara karşı uyaran, halka bilgiyi ulaştıran ve halkla yönetici arasındaki ilişkilere yer verendir.” diyen, yakın tarihine mesleği gereği, damgasını vuran olaylara yakından tanıklık eden, Ülkemizin ilk kadın muhabiri Vasfiye Özkoçak; 1923’de Tokat Zile’de doğdu. 1948’de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Enstitüsü’nü, 1952’de de İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitiren ve aynı yıl Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başladı. Kısa sürede mesleğinde başarı göstererek İstihbarat Şefliğine yükseldi. Yazı İşleri Müdürlüğü teklifini kabul etmeyerek, daha sonra kendi isteğiyle gazeteden ayrıldı. 1960 yılında Abdi İpekçi’nin çağrısı üzerine Milliyet gazetesine geçerek adliye muhabirliğinde bir ‘marka’  oldu. “Adliye Koridorları” yazı dizisiyle dikkat çeken, yardımseverliği ve öncülüğüyle gazetecilerin “Vasfiye Ablası”ydı. Türkiye Gazeteciler Sendikası İstanbul Şube Başkanlığı ve daha sonra Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Balotaj Kurulu Başkanlığı yapan ilk kadın olan, Türkiye’nin Gazetecilik Enstitüsü’nden mezun ilk kadın muhabiri olarak hep ilklere imza attı.

*     *     *     *     *

     Kendini, kendinden okuyalım; "Bir gün üniversiteden hocam olan Burhan Felek, beni Cumhuriyet gazetesinde iş vermek için çağırdı. Böylece 1952 yılında muhabir olarak çalışmaya başladım. Gazetedeki erkek arkadaşlar önce şaşırdılar. Kendi aralarında, 'Genç bir kızın, erkeklerin arasında ne işi var, gitsin evinde otursun' diye konuşmuşlar. Kimi, nasılsa birkaç gün sonra dayanamaz kaçar, kimi, koca bulmaya gelmiş, yakında bulur gider demişler. Uzun yıllar da böyle düşünmüşler. Onlar öyle düşünseler de, ben işimden evlenmeye hiç vakit bulamadım. Yaşamı, gazetecilik olarak kabul etmiştim. İlk günlerden birinde, 'Milli Eğitim'in toplantısı var, sen gideceksin' dediler. Verilen adrese gittim. Hep erkek ve eğitimciye benzer kimse yok! Meğer, Milli Eğitim'in değil, hamalların kongresiymiş. Beni içeri almıyorlar. 'Gazeteciyim, Cumhuriyet Gazetesi'nden kongrenizi izlemek için geldim', diyerek kendimi tanıttım. Şaşkın şaşkın bakıp, 'olmaz öyle şey' dediler. 'İşimi yapmam lazım' deyip, içeri girdim. Fakat, salonda kavga var! İri yarı adamlar, birbirine girmişler! Arada kaldım. Zorlukla haberi yazdım, resimler çekildi, işim bitti. Gazeteye, işimin bittiğini geleceğimi söyledim. 'Gelme, sonuna kadar kal' dediler. Akşam gazeteye gittiğimde vücudumun tamamı kıpkırmızı kabarmıştı. Ürtiker olmuştum. Sonradan öğrendim ki, onlar hamallar kongresinde hep kavga olduğunu biliyorlarmış! Beni bilerek, bir an önce kaçırmak için oraya göndermişler. İlk zamanlarda bu tür olayları çok yaşadım. Korktuğum anlar oldu, ama hiç belli etmedim. Onların isteklerinin yerine gelmesine hiçbir zaman izin vermedim. Ben bunları, beş yıl önce; bir toplantıda, o günlerden bir arkadaşım kürsüde konuşurken, Feyyaz Toker de dahil, 'Ne yaptıysak kaçıramadık' dediklerini öğrendim. İş ayrımı yoktu. Herkesin yapacağı iş, günlük olarak bir deftere yazılırdı. Herkes deftere bakıp adına yazılmış işi alır, giderdi. Erkek arkadaşlar, 'Kadındı, başaramadı' demesinler diye çok çalışırdım. Önce, iş yaşamı, polisiye olaylar, politika ve daha sonra da 1955 yılından 1993 yılına kadar adliye muhabiri olarak çalıştım. Ben adalete çok önem veren bir insanım ve adliye muhabirliğini de bu nedene severek yaptım. Adalet insanlığın temelidir. İnsanı insan yapan şeydir adalet. Bir gün Cevat Fehmi Başkut bana dedi ki, 'Sen adliye muhabiri olduktan sonra artık hikâye yazılmıyor, haber yazılıyor'. Sağcılar beni solcu, solcular sağcı bildiler. Ben gazeteciydim, işimi yaptım. Yanlış bulmuşsam babam olsa, affetmez, yine yazardım.”

*     *     *     *    *

      Rengarenk, heyecanlı, kimi zaman hüzünlü kimi zaman gülümseten anılarla dolu yaşamı kitap olan, gazeteci 13 Mart 2014 tarihinde aramızdan ayrıldı. Türk basınının, ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!      

   
Bu haber toplam 120 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.