MATBAA’YI UYGUR TÜRKLERİ İCAT ETTİ-2

Rus Bilgini Oldenburg, Kaşgar ve Turfan civarındaki araştırmalarından sonra, modern anlamda matbaanın Prototipi olan Müteharrik Uygur harflerinin bulunduğunu, Fransız bilgini J.R. Risler’ de Avrupa’dan 600 yıl önce Türk ülkesinde basılmış eserlerden matbaanın bilindiğini ve Uygur matbaa tekniğinin Moğollar vasıtasıyla Avrupa’ya geçtiğini ifade eder:

“Matbaa’nın tarihini araştıran araştırmacı Thomas Carter; “

 Yeryüzünde mevcut en eski matbaa hurufatı, Uygur dilinde olup Türkçe’dir. Matbaa’nın daha önce Çinlilerce bilindiği fikri şüphelidir. Çünkü Silabik karakter taşıyan Çincenin o tarihlerde matbaa tekniğine tatbik edilmesi, mümkün görülmemektedir. Buna karşılık 14 harfli Uygur alfabesinin baskı tekniğine tatbiki çok daha kolay olmuştur”  der.

Turfan, Beş-Balık, Karahoço, Yarkent, Hotan vb, gibi Uygur şehirlerinde yapılan ilmi araştırmalarda da ele geçen, sert ağaçtan yapılmış müteharrik harfler Uygur Türklerinde matbaa sanatının mevcudiyetini tereddütsüz ispat etmektedir.

Uygurlar konusunda çalışmalarıyla haklı bir şöhrete ulaşmış olan Prof. Anmaria Von Gabain, “Turfan Koleksiyonu Basmaları” adlı eserinde Çin ve Uygur kitapçılığı hakkında çok önemli bilgiler vermiştir.

A.Von Gabain’e göre; Çin’de rulo halindeki el yazması kitaplarda sayfa numarası yoktur. Buna karşılık Bin Buda (Tun-huang) mağarasında çıkarılan yazma ve basma kitaplarda kitabın sağ üst köşesinde sayfa kaydı vardır. A.Von Gabain, bu hususla ilgili olarak “Uygurlara ait olduğu hususunda kesin bir kanaate sahibiz” demektedir.

            A.Von Gabain, bir konuya daha dikkati çekmektedir. “Çinliler müteharrik harfleri tek tek değil, kelimeler ve gramatik ekler halinde döktükleri, Çin dilinin yapısının müteharrik harfler oluşturmaya ve dolaysıyla matbaa’ya tatbikine uygun olmadığı, matbaa’nın Uygurlar tarafından bulunduğunu da vurgular.”

            Prof. A.Von Gabain, Çin blok baskılarında kullanılan kâğıdın kaba ve kalın olduğunu, blok baskıya gitmediğini, buna karşılık Uygur baskılarında kullanılan kâğıdın ince olduğunu; Uygur yazmalarında görülen kitap süsleme (tezhip sanatının) dünyada görülen ilk örnekler olduğunu, bunların ya siyah-beyaz bırakıldığını veya renklendirildiğini, aynı durumun baskılarda da görüldüğünü, yazma ve basma kitapların canlı üslup bakımından Çin tarzından üstün olduğunu vurgular.

Gabain, şekil ve minyatürlerde görülen etnolojik unsurların, şahıs elbiselerinin, ayağa giyilmiş yandan dikişli çizmelerin, çehrelerin, saç ve sakal biçimlerinin tamamen Türk’e has olduğunu ve Çin sanatına hiçbir şekilde benzemediğini de belirtir.   

  Gabain ayrıca, Uygur yazmalarının resimlendirilmesi tekniğinin Çin’den farklı olarak fırça ve kamış kalemle yapıldığını, Çinlilerin ise yalnızca fırça kullandıklarını belirtir.

İstanbul Üniversitesi eski öğretim görevlilerinden Prof. Helmuth Theoda Bossert’de İkinci Türk Tarihi Kongresi’ne sunduğu “tabı sanatının keşfi” adlı tebliğinde, matbaanın Çinliler tarafından değil, Uygurlar tarafından bulunduğunu çeşitli belgelerle kanıtlar. Prof. Bossert, “evvela harflerin adedi az olan bir alfabeye ihtiyaç vardı. Çin’ce de harf değil 4382 adet hece bulunmaktadır” der.

Thomas Françis Carter, “Matbaanın batıya götürülmesinde ve yayılmasında Türklerin çok büyük payı vardır ”der.

Albert Von Le Coq, Helmuth Bossert ve Laszlo Rasonyi gibi dünyaca ünlü Türkologlarda Matbaayı Türklerin bulduğunu ve 1241’de Altınordu kuvvetlerinin Almanya’ya girdiğinde Almanların matbaayı bu vesileyle öğrendiklerini belirtirler.

Yani Matbaayı Uygur Türkleri bulmuş, Gutenberg, matbaayı sadece geliştirmiştir.

 

KAYNAKÇA: Türkler Ansiklopedisi 3. Cilt, İsmet Birank, Uygurlarda Matbaa)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları ilgazetesi.com.tr.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek ve ancak izinle kullanılabilir.

Görüşünüzü iletin ( kurallar)

Kuralları okudum, yorumum şartlara uygun.