1. HABERLER

  2. OTOMOBİL

  3. 2012 Yılında Kaybettiklerimiz (15)
2012 Yılında Kaybettiklerimiz (15)

2012 Yılında Kaybettiklerimiz (15)

Abdurrahim Karakoç!   Aynanın İki Yüzü   Bir, zirvede habire şiştikçe şişene bak Bir, tabanda her adım yıkılıp düşene...

A+A-
Abdurrahim Karakoç!   Aynanın İki Yüzü   Bir, zirvede habire şiştikçe şişene bak Bir, tabanda her adım yıkılıp düşene bak Bir, ülke yansa bile yan gelip yatanlara Bir, yangın söndürmeye çarıksız koşana bak.   1932 yılında Kahramanmaraş’ın Elbistan İlçesine bağlı Ekinözü (Cela) köyünde doğdu. Küçük yaşlarda şiire merakı vardı. Bu, aileden gelme bir meraktı. Çünkü dedesi, babası ve kardeşleri de şairdiler. İlk yazdığı şiirleri 2 kitap olacak hacimde iken beğenmeyip yakmıştır. 1958 yılından itibaren yazdıklarını ‘Hasana Mektuplar’ ismi altında 1964 yılında 10.000 adet bastırdı. FEDAİ yayınları arasında çıkan bu eser kısa zamanda tükendi ve 2. baskısını da 10.000 adet bastırdı. 1985 yılından beri gazetecilik yapmaktadır. Bir ara politikaya girdi ve ayrıldı. Niçin girip, niçin ayrıldığını bir röportajda şöyle cevaplandırdı: 'Allah rızası için girmiştim, Allah rızası için ayrıldım' Abdurrahim Karakoc30 yılı aşkın bir zaman içinde kitapları baskı üstüne baskı yenilemektedir. Bilhassa “VUR EMRİ” adlı kitap günümüz şairlerinin hiç birisine nasip olmayan kabulü görmüştür. Hakkın yanında olanları sözleriyle desteklese de, şahısları övmek, beğenmeyince sövmek gibi basitliği kabul etmemektedir. KENDİ DİLİNDEN, KENDİ TARİFİ: 'Ebedî kudretin tek sahibinden alınan emir üzerine 1932 yılında dünyaya gelmişim.  Çocukluğum şöyle-böyle geçti. Kıt imkânlara, kıtlık yıllarına rağmen hâlâ o günleri özlerim. Birçok kimseye o yılları anlatsam, 'Özlenecek neresi var? ' diyebilirler, amma ben hep çocukluk yıllarımı sevdim. Şiir yazmaya küçük yaşlarda başladım. Zaten bizim oralarda her genç şiir yazar. Bu tutku başka bir meşgalenin veya işin olmayışından kaynaklanıyor gibime geliyor. Ben de avareydim, boşluğumu şiirle doldurmaya çalıstım. Benimle şiire başlayanlar yalnızlıktan, yardımsızlıktan dökülüp gittiler. Bana gelince: Sağolsunlar, iktidarların ve muhalefetin irikıyım politikacıları, ihtilal cuntacıları, 'bilimsel' cüppeliler, entellektüel züppeler, millî soyguncular, sosyete parazitleri, sermaye sülükleri, zulüm-işkence makineleri, adalet katleden hukukçular, dalkavuklar, üçkağıtçılar v.s. hep bana yardımcı oldular. Şiir malzememi veren onlar, öfkemi bileyen onlar oldular. Yardımlarını inkâr etmiyorum, fakat teşekkür de etmiyorum. Dinsizlerin değil, din düşmanlarının, yani İslâm düşmanlarının da az yardımı olmadı. Bir bakıma dinî duygularımın kuvvetlenmesine vesile oldular. En uygun zamanda yaşadığıma inanıyorum. Yardımcılarım (!) var oldukları sürece yazmaya devam edeceğim. Allah (cc) kısmet ederse...' Dillerden düşürmediğimiz türkünün sözlerine ona aittir. Mihriban (Aşk) Sarı saçlarına deli gönlümü Bağlamışlar, çözülmüyor Mihriban. Ayrılıktan zor belleme ölümü Görmeyince sezilmiyor Mihriban.   'Yâr' deyince, kalem elden düşüyor Gözlerim görmüyor, aklım şaşıyor Lâmbamda titreyen alev üşüyor Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban…   Eserlerinden bazıları;  Hasan’a Mektuplar, Kan Yazısı, El Kulakta, Vur Emri, Beşinci Mevsim, Akıl Karaya Vurdu, Yasaklı Rüyalar, Gerdanlık-I, Gerdanlık-II, Gerdanlık-III, Parmak İzi… 7 Haziran 2012 tarihinde aramızdan ayrılan şairimizin; ailesinin ve sevenlerinin başı sağ olsun!
Bu haber toplam 376 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.