Türkiye’de orman yangınları ve erezyon

Ülke tarımının ve topraklarının sigortası olan ormanların tahribi, ülkenin ve ulusun geleceği ile ilgili yaşamsal bir sorundur. Ormanlarımız her yıl kapladıkları alandan, inanılmaz kayıplar vermektedir.

Son 10 yılda çıkan yangınlarda 125 bin hektar alanda 120 yılda yetişen ormanlar kül olmuştur. Büyük maddi kaybının yanında Türkiye akciğerlerini kaybetmeye başlamıştır. Yanan ormanlarımızdaki ağaçların önemli bir kısmı kızılçamdır. Yok, olan bir kızılçam ormanının oluşabilmesi için ise 60–120 yıl gibi bir süre gerekmektedir.

1994 yılında Gelibolu Yarımadası’nda 4 milyon kızılçam (4420 hektarlık orman), 1996 yılında Marmaris’te çıkan yangında 5000 hektarlık orman (5 milyon ağaç) kül olmuştur. 1950 yılından bu yana 1 milyon hektarın üzerinde orman alanının yok olduğu Orman Bakanlığı’nın verilerinden anlaşılmaktadır. Ülkemizde her yıl ortalama 1500 orman yangını çıkmakta ve 15 bin hektar ormanlık alan yanmaktadır.

En çok yangının (3221 adet) yerel seçimlerin olduğu 1994 yılında olması düşündürücüdür. Bu yangınların ormanlık alanların yapılaşmaya açılmasını isteyenler tarafından çıkarıldığı anlaşılmıştır. Ülkemizde yanan orman alanları koruma altına alınmadığı zaman kaçak ve izinsiz yapılaşma başlamaktadır.

Yapılan araştırmalar, orman yangınlarının  % 97’sine insanlar neden olmaktadır. Kasıtlı unsurların yanı sıra ihmal ve dikkatsizlik de etkili olmaktadır. Bu konuda her şeyden önce toplumsal bilincin artırılması gerekmektedir. Halkımızın orman sevgisini artıracak yazılı ve görsel yayınlara öncelik verilmeli ve çocuklarımıza daha ilkokul çağında ağaç sevgisi kazandırılmalıdır.

Hititlere ait kültür varlıklarından ve Asur kitabelerinden bugün bozkır olan İç Anadolu’nun vaktiyle ormanlarla kaplı olduğunu; Van yöresinde 3500 yıl önce saz toplulukları kadar sık ormanların bulunduğunu öğreniyoruz. Frigyalıların başkenti Gordion’da Kral Midas’ın mezarında görülen ardıç ağaçlarından ne yazık ki bölgede iz bile kalmamıştır.

Ankara Savaşı’nda (1402) Timur’un fillerini sakladığı Ankara yakınlarındaki ormanların yerinde yeller esmektedir.  Ülkemiz topraklarında hızlı orman kaybı bütün hızıyla sürmektedir.

Bunun sonucunda her gün 190 bin kamyon dolusu verimli toprağımız su ve rüzgâr erozyonuyla göllere ve denizlere taşınırken diğer yandan da baraj göllerinde birikmektedir.

Böylece büyük paralar harcanarak inşa edilen, sulama ve enerji amaçlı yapıların ekonomik ömürleri de kısalmaktadır. Orman örtüsünün iyi korunduğu Avrupa ülkelerinde barajların ekonomik ömrü 100 yıl civarındadır. 1936 yılında işletmeye açılan Ankara Çubuk 1 Barajı bugün taşınan bu topraklarla dolmuş durumdadır.

1974’te işletmeye açılan Keban Barajı’nın tabanında bugün, 693 milyon toprak biriktiği hesaplanmaktadır. Erozyon, bir taraftan oluşması için binlerce yıl gereken toprak örtümüzün elden çıkmasına neden olurken, bir taraftan da verimli toprakların barajlara dolması nedeniyle tarımda verimsizliğe yol açmaktadır.

Yeşil örtü ve toprağın elden gitmesi ile iklim dengesi bozulmakta, buralarda yaşayan doğal varlıklar yok olmaktadır. Yurdumuzun son yıllarda yaşadığı kuraklık ve sel, heyelan felaketlerinde de yine erozyonun etkisi büyüktür.
Türkiye toprakları erozyon ile hızla verimsizleşirken, tarım alanlarımız artan nüfusu besleyemez hale gelmiş ve kırdan şehre göçü hızlandırmıştır.

Bir zamanlar dünyada kendi imkânlarıyla beslenebilen 7 ülkeden birisi olan Türkiye bu özelliğini kaybetmek üzeredir. Ayrıca göçler ülke ekonomisine çok ağır yükler ve sıkıntılar vermektedir.

Ülkemizde her fert tükettiği kâğıt, kullandığımız mobilyalar, yaktığımız odunlar ve tükettiğimiz ağaç ürünleri ile yılda ortalama 7 ağaç harcamaktayız.

Bu nedenle her yıl tükettiğimiz her 1 ağacın yerine de en az 2 fidan dikilmesi bir zorunluluktur. Yangınların kül ettiği ormanlarımızı düşündüğümüzde ağaçlandırmanın tüm yurttaşlarımızın katılımıyla ulusal bir desteğe ihtiyaç bulunmaktadır.

Eğer yemyeşil bir ülke idealini hayata geçiremezsek toprak kanseri de denilen erozyon güzel Türkiye’mizi hızla çölleştirecektir. Erozyon konusunda toplumsal bir seferberlik ilan edilmesi zaruridir. Zira başka bir Türkiye daha yoktur.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları ilgazetesi.com.tr.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek ve ancak izinle kullanılabilir.

Görüşünüzü iletin » 1 okuyucu yorumu

  1. sayın selçuk silsüpür yazdıklarınız çok önemli konular fatih sultan mehmed ormanlardan izinsiz 1 ağaç kesenin başını keserim diye fermanm çıkarmıştır günümüzde ise çoğu yangın ve bilinçsiz kaçak kesimler yapanın yanına kar kalıyor gibi görünüyor söylediğiniz gibi herkes 2 ağaç dikse ülke yeşillenir teşekkür

Görüşünüzü iletin ( kurallar)

Kuralları okudum, yorumum şartlara uygun.