Türkçe’nin dramı

Türkçe; yirmi birinci yüz yılın başlarında; Türk Milletinin en ihtişamlı ülkelerinden biri olan Türkiye Cumhuriyeti’nde tuhaf bir dram içindedir.

Türkçenin bilim dili olmadığını, kendisine Türk bilim adamı denen kişiler şiddetle iddia etmektedirler.

Türk sokakları yabancı  tabelalarla süslüdür.

Bazı sonradan görme Türk gezginler; yabancı ülke gördüklerini ifade etmek için kurdukları tuhaf cümlelerin arasına yabancı kelimeler sıkıştırarak çök özel ve kültürlü insanlar olduklarını anlatırlar.

Bu özel şahsiyetli Türkler; Türkçenin yetersizliğini ispatlamak için eskiden batı dilleri kullanırlardı.  Şimdi ise daha çok doğu dilleriyle Türkçeyi yermek moda oldu.

Etnik dillerin devlet eliyle geliştirilmesi için sürdürülen telaş içinde, Türkçenin kendi kaderine terk edilmesi gelecek kurgulayan ülkelerin işi olmadığını her sağ duyu bilir!…

Hürriyet Gazetesi’nin bir haberinde Yüksek Öğretim Kurumu’nun Türkiye’deki üniversitelerde istedikleri yabancı dil ile eğitim yapılabilmesinin önünü açan bir yasa tasarısı hazırlandığı ifade edilmektedir.

Bu konu Türkiye’nin zaten kanayan bir yarası durumunda idi. Sadece müstemleke ülkelerinde görülen yabancı dil ile eğitim yapma eğiliminin Türkiye’de Türkçe aleyhine bu çağda yaygınlaştırılmaya çalışılması çok ilginçtir. Bu durumun kimliksizleşerek küreselleşmenin bir gereği olduğunu tahmin ediyorum.

Akademik kariyerini yabancı bir dil ile yapan bir bilim adamının Türkçe düşünerek bilim ve teknoloji üretmesi mümkün müdür? Terim ve kavramları bu topluma yabancı olan bilimin bu topluma yararı ne kadar olur? Bilim dışına itilen Türkçenin gelişmesi mümkün müdür?

Almanya’da Alman dilinden başka bir dil ile eğitim yapılmasına izin verirler mi? Veya Fransa’da…

Oysaki yirmi beş yaşında profesör olmayı başarmış ve önemli buluşlara imza atmış dahi bir Türk bilim adamı Oktay Sinanoğlu’na göre Türkçe; matematik gibi yapısı olan ve bilim dili olmaya en yatkın dildir.

Yine Sinanoğlu’na göre; sonsuz kelime türetme yeteneği ile Türkçenin ifade edemeyeceği hiçbir kavram veya terim olamaz.

Türkçe Dünya’nın köklü  geçmişe sahip sayılı dillerinden biridir.

Gününüzde ise üç yüz milyon Türk Türkçe konuşur.

Herkesin önünde diz çöktüğü  İngilizce, Fransızca gibi dillerin henüz Latinceden ayrılıp bağımsız dil olmadığı dönemlerde Türkçe edebi bir dil olarak karşımıza çıkmıştır.

Orhon ve Yenisey Kitabelerinde edebiyat da vardır, tarih de vardır, mitoloji de vardır, bilgi de vardır.

Dünya Türkleri için Türkçenin bir şaheseridir bu yazıtlar.

Öte yandan; Türklerin tarih boyunca yurt edindikleri coğrafyada açılmayı bekleyen kurganların gizledikleri muhtemel buluntular Türkçenin geçmişini daha da gerilere götürecektir. Zira 5000 yıl öncesine ait Sümer tabletlerinde hatırı sayılır sayıda Türkçe sözcük tespit edilmiştir. Sümerlerin Türklüğü iddialarının temel dayanaklarından birisi de budur.

Hür bir millet olarak; Türkçeyi torunlarımıza aktarmak gibi bir niyetimiz var ise eğer; tüm kurum ve kuruluşlarımız ile dilimizi beslememiz gerekiyor.

Türkçenin önündeki engellerin kaldırılması  gerekiyor. Çünkü tarihte kendi dilinden uzaklaşarak medeniyet yaratmış bir millete rastlanmamıştır.

Görüşünüzü iletin ( kurallar)

Kuralları okudum, yorumum şartlara uygun.