Etnomüzikolojinin Aktüel Problemleri

Azerbaycan’da Edebiyat, Müzik ve Sanat Üst Düzeydedir

“Etnomüzikolojinin Aktüel Problemleri”:

PROF. DR. BABEK KURBANOV

Aziz okurlarım.

Gaziantep Devlet Halk Konservatuarında Öğretim Görevlisi olarak görev yapan değerli dostum, Prof. Dr. Babek Kurbanov yine aradı ve bu seferinde de yetenekli Azerbaycan aydınlarından Hasan Adıgözelzade’den, onun Rusça basılmış yeni kıymetli kitabından söz etti.

Hasan Bey’i uzun yıllar önce Bakü’den tanıyorum, gerçek bilim adamı olduğundan da şüphe etmiyorum. Ağabeyi, Prof. Zöhrap Adıgözelzade ki, Anadolu Üniversitesinde Öğretim Görevlisidir ve kendisini de usta piyanocu olduğunu hepimiz biliyoruz. Fakat bu Hasan ki var, kendisini seviyorum, tahminen yirmi yılda beni bir kere olsun aramadı, Ankara’ya gelişinde de ilgilenmedi. Çok garip geldi bana, şimdi Hasanın yeni yazmış olduğu derslik hakkında ben Babek dostumdan yazı yazmasını istedim. İşte bu da ben, şimdi Hasan Bey her halde anlayacaktır ki, aksakalları her defasında aramak, keyfini sormakta yarar vardır. Çünkü büyüklerle ilgilenmek kadim Türklerde adet ve saygı olarak nitelenir. Hasanın yeni ders kitabını aziz kardeşim Babek derinden incelemiştir, kitabın dünya derslikleriyle kıyaslıyor ve eğitime büyük katkı sağlayacağını vurguluyor. Babekin dest hattına, dünya görüşüne, tefekkür ve tahayyülüne iyice inanıyorum ve o kalemini boşuna kullanmaz. Buna göre de inanıyorum ki, Hasan Adıgözelzade’nin bu yeni ders kitabı müzikoloji alanda Konservatuarlarda yararlı ders vesaiti olarak okunacaktır.

Aziz dostum Babek, ben seni kıramam.

EFLATUN!

Türkiye İçin Yeni Müzikoloji Eseridir

Her bir halkın uzun asırlık gelişim süreci kendi dünya görüşünü, manevi-ahlaki değerlerini, sanatsal-estetik prensiplerini oluşturmakla birlikte uygarlığın bu önemli yönlerini teorik olarak algılamağa, idrak etmeye çalışılıyor. Aslında, böyle kuramsal çalışmalar ileride bu veya diğer sosyal-kültürel hadiselerin gidişini, kanuna uygunluklarını, spesifik özelliklerini açığa çıkarmakla birlikte, aynı zamanda onların gelişim stratejisini, karşıya çıkabilecek problemleri vs. de saptayabilir. Böyle bir fikri müzik kültürüne de ait etmek mümkündür diye düşünüyoruz. Örneğin, bin yılların süzgecinden gelen musiki pratiği bize binlerce biçim ve idea-içerik açıdan birbirilerinden ayrılan örnekler vermektedir. Türk soylu halkların musiki kültürü de bu bakımdan son derece zengin ve tükenmez bir estetik hazinedir. Halk türküleri, uzun hava, kırık hava, ozan-aşık musikisi, klasik muğamlarımız (makamlarımız), sanat musikimiz, oyun havalarımız, merasim ve tasavvuf musikimiz vs. bir daha bu zenginliği kanıtlamakla birlikte halkın sanatsal bilincinin, estetik ideallerinin sınır tanımaması ve daima mükemmelliğe doğru hareketini ifade etmektedir.

Türk dünyası kültürünün ayrılmaz parçası sayılan Azerbaycan musiki kültürü tarihine göz gezdirdiğimiz zaman bir daha yukarıda söylediklerimizin yanlış olmadığını his edebiliriz. Azerbaycan’ın coğrafi, manevi-kültürel ve tarihsel muhiti ile daha yakın ilişkisi olan sanatsal hadiseler, zengin musiki pratiği, bu sırada musiki folkloru, profesyonel halk musikicileri, ozan-aşık yaratıcılığı, derin felsefi içeriğe sahip klasik muğamlarımız vs. her zaman musikişinaslarımızın da dikkat merkezinde olmuş halkımızın musiki tefekkürü, estetik istekleri, beğenisi, aynı zamanda genelde musiki kültürünün bir çok teorik problemlerinin (makam, kompozisyon, ritmik özellikler, intonasyon, armoni vs.) izahında önemli katkılarda bulunmuşlardı. Azerbaycanlı musikişinas âlimler A. Meragi, S. Urmevi, M. M. Nevvab ve b. eski doğu dünyasının musiki kültürü, burada kullanılan musiki aletlerinin estetik-teknik özellikleri, tasvir-ifade imkânları, nota sistemleri, özgün ezgilerin icra usulleri, seslerin uyumluluğu vs. ile ilgili oldukça önemli ve günümüzde bile değerini kaybetmemiş kuramsal fikirler, kavramlar ileri sürmüşlerdir.

Üzeyir Hacıbeyli Doğu’da ilk

Etnomüzikoloji Eserini Yazmıştır

Üzeyir beyin bu istikamette olan çalışmalarını, özellikle de “Azerbaycan Halk Musikisinin Esasları” Fundamentals (temel) eserini ilk etnomüzikoloji eseri gibi de değerlendirmek mümkündür. Çünkü yukarıda da söylediğimiz gibi besteci burada halk musikimizin analizinde lokal (yerel) musikişinaslık çerçevelerinde kalmamış, geniş tarihsel-estetik, sosyolojik verilerden, teorik prensiplerden çıkış edebilmiştir. Aslında, böyle bir kanaate varmamız tanınmış besteci, medeniyet temsilcisi, folklorcu-âlim Hasan Adıgezelzade’nin “Azerbaycan’da etnomüzikolojinin Meydana Gelmesi ve inkişafı” adlı ilgi çekici kitabını okuduktan sonra gelmek mümkün oluyor. Ders vesaiti gibi öngörülmüş bu kitapta yazar genelde etnomüzikolojinin esas konusu, musiki folklorşinaslığından onu ayıran yönlerin neden ibaret olması, müzikolojinin bu bilim dalının tarihsel gelişim yollarının teorik sorunları vs. ile ilgili problemleri açığa çıkarmağa çalışıyor.

Eseri okudukça anlıyorsun ki, bu bilgiler, özellikle de burada elde edilmiş genelleştirilmiş neticeler Azerbaycan halk musikisinin özellikle de musikişinaslık tarihimizin yeni ve özel bir bilim dalı prensipleri açısından araştırılması için kullanılmaktadır. Hasan bey er şeyden önce etnomüzikoloji ilminin oluşması, gelişmesi ve inkişaf perspektifi için onu gerçekleştirebilen bilim adamlarının, etnomüzikologların bireysel özellikleri, faaliyet sferası, araştırdıkları müzikal nesneye münasebetleri gibi sorunlara dikkat çekmek istiyor. Aslında, bununla etnomüzikolog ve müzik folkloru ile ilgili çalışmalar yapan musikişinaslar arasındaki frakı da açıklamış oluyor. Bu farkı ise yazar etnomüzikolojinin konusunun daha gen iş alan sirayet etmesi, yani araştırılan objenin her hangi bir milli musiki hadisesi, dönemin önder sanatsal-estetik prensipleri, farklı sanatsal kanuna uygunluklar, bu sırada diğer milli kültürler kontekstinde gözden geçirilmesini öngörmesidir. Yani musiki folkloru daha çok halk musiki örneklerini toplamağa, notaya almağa, onların sınıflandırılmasını vermeye, musiki dilinin incelenmesini yapmağa (lad-makam, ritim-metr, tempo, kompozisyon, intonasyon vs.) yönelik olduğu halde, örneğin etnomüzikoloji bütün bunlarla birlikte musikinin edebiyatla (metinle) diğer milli kültürlerle olan etkileşimini,ortak ve benzer yönlerini, aynı zamanda farklılıklarını, spesifik (özgün) yönlerini de açığa çıkarmağı öngörmektedir.

Eser Aktüeldir, Eğitim Amaçlıdır

Tesadüfi değil ki, Hasan bey her ne kadar etnomüzikolojinin spesifik araştırma alanı ve konusunu saptasa bile onu folklorşinaslığın tarihi ve teorisi ile ilgili problemlerden tamamıyla dışarıda tutmuyor, burada folklorşinaslığın katkılarından, başarılarından istifade olunmasını son derece önemli kılıyor. Bu bakımdan onun Azerbaycan musiki kültürü ve musikişinaslığının tarihsel gelişim aşamalarına dikkat çekmesi, bu veya diğer musikişinas-alimin, düşünürün etnomüzikoloji bakımdan hangi değerli teorileri ortaya koyması gibi hadiseleri özel olarak kaydetmek mümkündür.

Dünya etnomüzikoloji teorilere ve eğilimlere derinden sahip olmuş yazar daha çok ünlü Macar bestecisi, ve müzik folklorcusu, ilk etnomüzikologlardan sayılan Bela Bartok’un teorilerini haklı olarak daha cazip kılıyor. Hatırlatalım ki, bu büyük şahsiyet bir çok halkların (esasen de Balkan halklarının) 1000 den fazla halk türkülerini notaya almış onların musiki dili, lad-makam özellikleri vs. üzerine ilgi çekici fikirler söylemiştir.

Hasan Adıgüzelzade’nin üzerinde konuştuğumuz kitabında bu gerçeklikler bir daha kendi ifadesini bulabilmiştir. Bela Bartok’un “Halk musikisini ne için ve nasıl toplamalı”, aynı zamanda “Küçük Asya’dan Türk Halk Musikisi” eserleri ile derinden tanışlık (hatırlatalım ki, B.Bartok’un musiki folkloru ve etnomüzikoloji ile ilgili fikirleri esasen bu eserlerde yer almıştır) hiç şüphesiz, yazarın dünya görüşüne, etnomüzikoloji ile ilgili orijinal fikirlerinin oluşmasına olumlu etki göstermiştir diye düşünebiliriz. B.Bartok ve diğer etnomüzikologların kavramlarından yararlanan Hasan bey etnomüzikoloji alanında çalışan alimin, ilim adamının nasıl birisi olması ve faaliyeti süreci nelere dikkat etmesi gibi özelliklerini somut olarak açığa çıkarmağa çalışıyor. Ona göre etnomüzikolog geniş dünya görüşüne, kültür seviyesine, ansiklopedik bilgiler sistemine vs. sahip olmakla birlikte araştırdığı musiki kültürünü dünyaya getiren halkın kültür tarihini, psikolojisini, adet ananelerini, dinini, dini, hatta burada yaşayan etnik grupların hayat tarzını, musiki kültürünü, musiki aletlerini, bu aletlerde icra usullerini vs. de bilmesi gerekir.

Yoğun Araştırmaların, Büyük Zahmetin Uğurlu Sonucu

Genelde Hasan bey demek olur ki, XX. asır Azerbaycan’da meydana gelmiş bütün folklor araştırmalarını gözden geçirmiş, bu sahada Ü .Hacıbeyli, E. Abbasov, M. S. İsmayılov, E. Abasova, A. İsa-zade, B. Hüseyinli, E. Eldarova, R. Memmedova, Z. Seferova, G. Abdullazade, R. Zöhrabov, İ. Efendiyeva, E. Babayev, T. Memmedov, İ. İmamverdiyev ve başkalarının çalışmalarını etnomüzikoloji ilminin gelişimi yolunda önemli rol oynadığı fikrini esaslandırmağa çalışmıştır.

Yazar haklı olarak Azerbaycan musiki kültürünün iki önemli dalını teşkil eden ozan-aşık ve klasik muğamlarımızın (makamlarımızın) sanatsal, sosyal-estetik sorunlarına da değinmekle birlikte bu alanda araştırmacılarımızın çalışmalarına, başarılarına da dikkat yetirir, onların sadece olarak müzik dili, onun tasvir-ifade vasıtaları, entonasyon, lad-makam, ritim özelliklerini araştırmakla yetinmeyip müziğin diğer sanat türleri (özellikle de edebiyat) olan tarihsel ilişkilerini, diğer kültürlerle etkileşimini vs. ele almak teşebbüslerini de açığa çıkarmağa çalışıyor. Hasan bey etnomüzikoloji ilminin problemlerinin halk musiki aletleri, bu sırada özellikle tar gibi geniş teknik-estetik imkanlara sahip bir aletten ayırmıyor. Tesadüfi değil ki, kitabın bir çok sayfası bu aletin spesifik milli özelliklerini saklamakla birlikte tampera sistemine uygunlaştırılması yolundaki sıcak tartışmalara, bu yolda Ü. Hacıbeyli, E. Bedelbeyli, M. S. İsmayılov, B. Belyayev gibi müzikologların ciddi çabalarını bir daha açığa çıkarmağı gerekli kılıyor. Yazar diğer halk çalgı aletlerimiz olan ve asırlarca aşıkların destan ve poetik yaratıcılıklarına eşlik eden saz aletinin imkanlarına, ifade-tasvir özelliklerine dikkat çeker, bu sahada ünlü müzikolog, sanatşinas-alim Emine Eldarova’nın eşsiz hizmetlerini özel olarak hatırlatıyor.

Türkiye, Yeni Bir Dersliğe Kavuşmuştur

Hasan Adıgüzelzade’nin kitabında böyle bir yöntem diğer tanınmış müzikologların yaratıcılık faaliyetlerinin araştırılması sürecinde de başarıyla kullanılmaktadır. Bu bakımdan onun uzun bir süre Azerbaycan Milli Akademisi Mimarlık ve Güzel Sanatlar Enstitüsü Müzik Folkloru bölümü başkanı olmuş Ahmed İsa-zade, aynı zamanda Bayram Hüseyinli, Emine Eldarova, Ramiz Zöhrabov, S.Abdullayeva, Tariyel Memmedov, A.Ziyatlı,F.Halıkzade ve başkalarının Azerbaycan’da etnomüzikolojinin oluşması ve gelişiminde aralıksız katkıları olmuş bilim adamlarına olan münasebetini özel olarak kaydetmek yerinde olurdu diye düşünüyoruz. Bu folklorcu-alimler zengin Azerbaycan halk musiki örneklerinin tasnifinin (sınıflandırılmasının) ortaya çıkarılmasında, klasik muğam ve ozan-aşık yaratıcılığının geniş potansiyel-estetik imkanlarının yüze çıkarılmasında da, halk çalgı aletlerinin spesifik icra usullerinin açığa m çıkarılmasında, aynı zamanda halk musiki yaratıcılığının lad-makam, entonasyon, ritim vs. özelliklerinin açığa çıkarılmasında son derece büyük işler görmüşlerdir. Aslında, bütün bu milli musiki problemlerinin çözümü olmadan bu kültürün diğer milli kültürlerle olan etkileşimini, özgün ve benzer yönlerini anlamak mümkün olmuyor ve tesadüfi değil ki, Hasan bey bütün bu özellikleri dikkate alarak yalnız bu halde etnomüzikolojinin gelişim yolları ve gelişim perspektifleri üzerine fikir söylemeğin mantıksal olmasını kanıtlamağa gayret gösteriyor.

Hâlihazırda Bursa Uludağ Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi olarak çalışmalarını sürdüren, aynı zamanda Azerbaycan Bestekarlar Birliği, Tiyatro Temsilcileri Birliği, UNESKO İ.O.V.-nın üyesi olan bu Halk Sanatçısı üzerinde söz açtığımız bu kitabı ile müzikolojinin yeni bir dalı olan etnomüzikolojinin gelişim dinamiğine önemli katkılarda bulunmuştur.

İnanıyoruz ki, Rus dilinde yazılmış bu eser tezlikle Azerbaycan ve Türk dillerine de çevrilerek bir daha kendi olumlu ve gerekli bilimsel ve eğitsel misyonunu devam ettirecektir.

Prof. Dr. Eflatun NEİMETZADE

Yeni Azerbaycan Yardımlaşma

Ve Kültür Derneği (YAYDER) Genel Başkanı,

“NAXÇIVAN” Gazetesi, ATXEM ve

KÜR-XAZAR Cemiyetleri

Türkiye Temsilcisi. Ankara.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları ilgazetesi.com.tr.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek ve ancak izinle kullanılabilir.

Görüşünüzü iletin ( kurallar)

Kuralları okudum, yorumum şartlara uygun.