Çanakkale Savaşı ve Şehitlerimiz

Çanakkale Savaşı ve Şehitlerimiz

Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinden 20′inci asrın ilk çeyreğini iyi incelemek gerekir. 1900 ile 1923 yılları arası Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılışını hızlandıran pek çok tarihi olayların yanında yeni Türk devletinin de kuruluşuna giden süreci oluşturmaktadır. Dünyadaki değişimler yanında ülke içinde yaşanılan siyasi çekişmelerin ve iktisadi çöküntülerinin de bu çeyrek zaman diliminde Türk milletinin yararına işlemediği kesindir. Osmanlı Devleti’nin egemen olduğu tüm coğrafi alanlarda bir başkaldırı olmuş,dış mihrakların destekleyip teşvik ettiği isyan ve savaşlar neticesinde çok geniş toprak kayıpları yaşanılmıştır.
1911 yılında İtalya ile yapılan Tunus / Trablusgarb’daki savaş kaybedilmiş,1912-1913 Balkan Savaşı sonucunda bu alanlar terk edilmiş ve buralardan Anadolu’ya büyük göçler yaşanmıştır.Bu da yetmiyormuş gibi 1914 yılında 1.Dünya Savaşı‘na girilmesi daha beter bir felaketin yaşanmasına neden olmuştur.Bu savaşta cepheler çok değişik alanlarda olmuş, on binlerce Türk evladı canını bu aziz vatan uğruna seve seve vermiştir.Bunun zirvede ve eşsiz olanı Çanakkale Savaşları olmakla birlikte Kafkas cephesi,Şc1ark Cephesi (özellikle Sarıkamış),Güneyde Irak,Suriye, Yemen ve Filistin cepheleri şiddetli çatışmalara sahne olmuştur.Ayrıca Romanya toprakları ve Galiçya da ayrı bir cephe olarak şehit verdiğimiz savaş alanlarındandır.

(Çanakkale-Dur Yolcu yazısı,Değirmen Burnu Tabyası’nın hemen arkasında yer alan tepenin güneydoğu yamacındadır.Üzerinde ” Dur Yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak,bir devrin battığı yerdir ” dizesi yer alır)

Daha sonra 1919 yılında başlayan Kurtuluş Savaşı’nda değişik cephelerde yine ülkemizin her yanında olduğu gibi Kırıkkale’nin yiğit evlatları da bu aziz vatan topraklarını savunmak için canlarını çekinmeden vermişlerdir. Kurtuluş Savaşı’nda ise Kırıkkale’nin 113 şehit verdiğine dair ilgili kaynakta bilgiler görülmektedir..Son dönemlerde yayınlanan eserlerde Kurtuluş Savaşı’na Keskin yöresinden oluşturulan 500 kişilik bir süvari birliğinin İnönü Savaşı’na katıldığına dair bilgiler de yer almaktadır..

Milli Savunma Bakanlığı tarafından 1998 yılında 5 cilt olarak yayınlanan Şehitlerimiz isimli eserin 3′üncü cildinde Kırıkkale ili Keskin ilçesine ait şehitler listesi verilmiştir. Eserin 459/469. sayfalarında başta I.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı olmak üzere Kore ve Kıbrıs Türk Cumhuriyetinde şehit düşen 505 vatan evladının isimleri yer almaktadır.
505 şehitten 50 tanesinin askec2rlik şubesi kaydı Ankara,Kırşehir ve Kalecik görülürken 455′nin kaydı Keskin Askerlik Şubesi olduğu görülmektedir.
Kalecik ilçesine bağlı olanlar genelde Yahşihan, Sulakyurt ve Balişeyh’e bağlı bazı köylerdir. Şehit sayısı ise 28 olarak verilmiştir. Bu köyler arasında Keçili, Yahşihan, Pazarcık, Karacalı, Battalobası, Hıdırşeyh , Aydınşeyh, Beşbıçak, Kulaksız, Dikmen, Hamzalı yerleşim yerleri bulunmaktadır.
Kayıtta 20 şehidimizin kayıtlı olduğu Askerlik Şubesi Dinek Madeni gözükürken diğer şehitlerimizin tamamında Keskin Askerlik Şubesi kaydı vardır.

(Çanakkale- Şehitdere Şehitliği.Burası Seddülbahir cephesinde savaşan 28,29,30 ve 126.Alaylarda şehit düşen 2177 Mehmetçiğin gömülü olduğu gerçek bir şehitliktir.Burada Kırıkkaleli şehitlerde yer almaktadır. )

Kırıkkale/ Keskinli vatan evlatları Osmanlı Devleti’nin açtığı her cephede savaşmış ,canını hiç çekinmeden bu uğurda vererek cennete koşa koşa girmiştir.Belgeleri incelerken duygulanmamak mümkün değil. Beni son derece duygulandıran şu cephelere bakınız. İbrahim oğlu Abdullah-Filistin, Himmet oğlu Ahmet-Çanakkale,Bekir oğlu Ali-Galiçya, Samet oğlu Ali-Yemen,İbrahim oğlu Bekir- Irak,Haydar oğlu Cemal-Romanya,Mustafa oğlu Ali-Gazze,Halil oğlu Hacı- İnönü Savaşları,Hakkı oğlu İsmail- Şark/Sarıkamış, Hüseyin oğlu Osman -Büyük Taarruz, vb. Mesela Şark-Sarıkamış cephesinde Keskin Askerlik Şubesine kayıtlı 43 şehit bulunmaktadır. Bu şehitlerimizden 11 tanesi Keskin merkez ilçeye, diğerleri ise değişik köy ve kasaba nüfuslarına kayıtlıdır.Yine günümüzde İsrail-Filistin savaşında adı geçen Filistin- Gazze’de 1.Dünya Savaşı’ndaki çatışmalarda şehit düşen 17 Kırıkkalelinin adı arşiv kayıtlarında yer almaktadır. Mesela Müsellc3im, Armutlu, Hasandede, Keskin merkez vb. kayıtlarını sayabiliriz.

(Çanakkale Şehitler Abidesi-Anıt,Çanakkale Savaşlarında verilen 250 bin Türk kaybının anısına Ömer Kaptan Tepesi’nde Eski Hisarlık Sırtları’nda yapılmıştır. İnşasına 19 Nisan 1954 yılında başlanmış 21 Ağustos 1960 yılında tamamlanmıştır. 2006 yılında tören ve abide alanında başlatılan proje çalışmaları tamamlanarak hizmete açılmıştır.)

Millet hayatında din, iman, istiklal, bayrak, yurt sevgisi gibi kutsal sayılan değerler vardır.Bu değerlere bağlı olmak, gerektiğinde bunlar için kanını,canını,her şeyini vermek dini ve milli bir görevdir.
Müslüman-Türk milleti için yurt, millet,iman,ve mukaddesat sevgisi bütün sevgilerin üzerindedir.Bu sebeple milli menfaatler söz konusu olunca,özel menfaatlerimizi,malımızı,bütün varlığımızı bu kutsal değerler uğrunda fedaya hazır olmalıyız.
Tarihimiz,hiçbir milletin sahip olmadığı eşsiz kahramanlık örnekleri ve zaferlerle doludur.Atalarımız her karışı kanla yoğrulmuş kutsal vatan topraklarının müdafaası ve mukaddesatımızın korunması için Malazgirt, Mc4ohaç, Çanakkale, Sakarya,Dumlupınar ve daha nice savaşlarda canlarını feda etmişlerdir.. Bizler de bu adsız kahramanların torunlarıyız.Şehitliğin bir fani için erişilecek rütbelerin en yükseği olduğuna inanıyoruz.Şehitler, Allah katında Peygamberlerden sonra en yüksek mertebeyi kazanan şahsiyetlerdir.

(57.Alay Şehitliği-Şehitlik ve Anıt, Kabatepe Conkbayırı yolu kenarında Kılıçbayırı’nın güney ucunda inşa edilmiştir.Bu anıt şadırvan,açık namazgah,ana mezarlık ve anıttan oluşmaktadır.Girişin hemen yanında torununun elini tutmuş bir şekilde Türkiye’nin en yaşlı gazisi iken 10 Eylül 1944′te 108 yaşında vefat eden Hüseyin Kaçmaz’ a ait tunçtan yapılmış bir heykel bulunmaktadır.)

Kur’an-ı Kerim’de bu konuda “Allah yolunda öldürülenlere sakın ölü demeyiniz.Onlar ölü değil,diridirler.Fakat siz farkında değilsiniz.”(El – Bakara Suresi 154)
“Allah Yolunda öldürülenleri ölü sanmayın.Bilakis onlar Rableri katında diridirler.Allah ‘ın bol nimetlerinden kendilerine ihsan ettiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar.Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere,kendilerine korku olmadığını ve üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler ‘ (Al-i İmran Suresi 169-170) denilmektedir.
Şehitlik o kadar yüce bir mertebedir ki Peygamber Efendimiz (s.a.v) bile tekrar tekrar şehit olmayı dilemiş ve şöyle buyurmuştur:”Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki,Allah yolunda savaşıp öldürülmeyi,sonra diriltilip yine öldürülmeyi,sonra yine öldürülmeyi,sonra diriltilip yine öldürülmeyi ne kadar çok isterim” (Müslim 3/149)
Başka bir Hadis-i Şerifte de yine şöyle buyrulmaktadır:”Cennete girdikten sonra hiç kimse dünyaya gelmeyi arzu etmeyecektir.Yalnız şehitler,böyle değil.Onlar cennete girdikten sonra dünyaya dönüp tekrar şehit olmayı temenni edeceklerdir.(Buhari/Mc5üslim)
Arşiv belgeler incelendiğinde görülecektir ki her diyarda vatan topraklarını savunmak için canını seve seve veren mutlaka Kırıkkale/ Keskin nüfusuna kayıtlı bir şehit adı vardır.En çok kayıtların olduğu yerde 250′den fazla şehidiyle Çanakkale cephesi gelmektedir.Bu savaşın hemen her cephesinde Kırıkkale ve havalisine ait şehit adına raslanılmaktadır.Mesala Kanlıdere, Kum Kale, Seddülbahir,Sığındere, Kitre, Arıburnu,Çimentepe,Kanlısırt,Conkbayırı vb sayabiliriz.

(Çanakkale / Seyit Onbaşı Anıtı-Bu anıt Kilitbahir-Behramlı yolunun kenarında, Namazgah Tabyası ve Kilitbahir Kalesi’nin 200 metre güneyinde yer almaktadır. Edremit- Havranlı Top çu Onbaşı Seyit anısına inşa edilmiştir. 18 Mart 1915′te düşman deniz kuvvetlerinin Mecidiye Tabyası’nı bombalaması sonu cunda 61 Türk topçusu şehit olmuştur. Sağ kalan az sayıda askerlerden biri Seyit Onbaşı, 275 kğ’lık top mermisini tek başına taşıyıp namluya sürmüştür. Ateşlediği top mermisi, İngiliz savaş gemisi Ocean’nın dümenine isabet etmiş ve böylece gemi kontrolünü kaybettikten sonra, mayınlara çarparak batmıştır.
Bu anıt bu olayın anısına yaptırılmış olup batan gemi kalıntıları halen Çanakkale Boğazı derinliklerinde gömülü bulunmaktadır.)

Çanakkale Savaşı hakkında hem tarih hem de edebiyat alanında pek çok eser yazılmıştır. Sadece Türk tarihinde değil dünya tarihinde de en çok işlenilen konulardan birisi de Çanakkale olmuştur.Aradan geçen 84 yıla rağmen Çanakkale savaşları gündemini halen korumakta,her yıl 18 Mart’ta düzenlenen törenlerle şehitlerimiz anılmakta; iletişimdeki gelişmeler sayesinde yapılan bu törenler tüm dünyaya geçilmektedir.Çünkü Çanakkale savaşının geçtiği alanlar gezildiği zaman görülecektir ki çok dar bir alanda büyük can kaybına neden olan bir savaş yaşanılmıştır.Dünya devletleri sayılan Batı en gelişmiş gemilerini ve silahlarını burada denemiş,o kadar silah ve askeri üstünlüğüne rağmen bu savaşı kaybetmiş ve bir yıl içerisinde cepheleri terk ederek ülkemizden ayrılmışlardır.Türk milletinin şehit sayısı 250 bin kadar olurken düşman devletlerin kayıpları bunun iki katından daha fazla olmuştur.Her iki tarafın da yaralı sayısı oldukça fazladır.En şiddetli çarpışmalar ve çıkartma harekatları 18 Mart 1918 tarihinde olması münasebetiyle bu tarih “18 Mart Şehitlerini Anma Günü” olarak her yıl kutlanmakta varlığımızın tescili diğer uluslara bir kez daha duyurulmaktadır.Çünkü Çanakkale her şeye rağmen Türk milletinin yok edilemeyeceğini , gerekirse son neferine kadar şehit düşeceğini göstermesi bakımından önemlidir. “Çanakkale Geçilmez ” diyenlerde yine burada savaşan ve Türk’ün eşsiz kahramanlığını bir kez daha gören Batılı devletlerin siyasi ve askeri yetkilileri olmuştur.

Çanakkale Savaşı’nda Mustafa Kemal Atatürk’ün çok önemli kararlan alınmasında ve uygulanmasında rolü olduğu bilinmektedir.Bu konuda Turgut Özakman’ın ” DİRİLİŞ / Çanakkale 1915 ” romanının okunmasını tavsiye etmekte yarar görüyorum. Yazarın dediği gibi “Mustafa Kemal Atatürk tarih sahnesine Çanakkale’de çıktı,milli bir kahraman olarak tanındı. Bu durum Milli Mücadele önderliğini kolaylaştırmıştır.”
Lord Kınross’un , “ATATÜRK / Bir Milletin Yeniden Doğuşu ” eserinde de belirttiği gibi Mustafa Kemal Gelibolu çıkartmasında siperdeki askerlere ” Burada benimle beraber dövüşen her asker bilmelidir ki tek bir adım gerilememek namus borcudur.Hepinize şunu hatırlatıyorum ki,siz şimdi dinlenmek isterseniz yurdumuz hiçbir zaman huzura kavuşamaz.Bütün silah arkadaşlarımızın bu düşüncede olduğuna ve düşmanı denize dökünceye kadar yorgunluk belirtisi göstermeyeceğine inanıyorum. ” diyor. Tarihi sonuç ortada.Düşmanlar binlerce kayıp vererek geldikleri gibi ülkemizi terk etmek zorunda kalmışlardır.
Mehmet Akif Ersoy Çanakkale harbi ile ilgili olarak yazdığı şiirde Mehmetçiği ve şehitlerimizi şu dizelerle anlatmaktadır.
” Şüheda gövdesi,bir baksana,dağlar,taşlar…
O,rüku olmasa,dünyada eğilmez başlar
Vurulmuş tertemiz alnından,uzanmış yatıyor
Bir hilal uğruna,ya Rab,ne güneşler batıyor !
Ey bu topraklar için toprağa düşmüş asker !
Gökten ecdad inerek öpse o pak alnı değer.
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid’i…
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi…
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın ?
” Gömelim gel seni tarihe ” desem sığmazsın.

Kırıkkale Cumhuriyet döneminde de evlatlarını şehit vermeye devam eden illerimizden birisidir. Kore Savaşı’nda ,Kıbrıs Barış Harekatında ,Irak’ta, Doğu ve Güney Anadolu’daki terör olaylarında nice şehitler vermiştir.68′i terör şehidi olmak üzere il genelinc6de verilen şehit sayısı 140′ı aşmıştır. Hepsinin ruhları şad olsun. Onlar vatan ve millet için canlarını seve seve vermişlerdir. Şehitlerimiz bizlerin baş tacıdır. Bugünkü varlığımızı hepimiz onlara borçluyuz. Onlar bu kahramanlıkları ve fedakarlıkları göstermeseler idi bu günkü varlığımızdan bahsetmemiz mümkün değildi.Bu gün hür ve bağımsız yaşıyorsak, al bayrağımız gönlerde özgürce dalgalanıyorsa, ezanlar minarelerde susmadıysa hepsinin temelinde şehitlerimizin kanları vardır.
Bir 18 Mart Şehitleri Anma Günü’nde onları bir kez daha minnet ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun.

( J.Uzm. Kad.Çvş Hasan Aygör,Keskin ilçesi Armutlu köyü nüfusuna kayıtlı olan Şehit Hasan Aygör’ün babası Hüdaverdi Aygör, annesi ise Gülten Aygör’dür.Terör örgütü tarafından 4 Ekim 2008 tarihinde Şemdinli -Aktütün Karakolu’na yapılan hain saldırıda çıkan çatışmalarda 17 arkadaşıyla birlikte şehit edilmiştir.Cenazesi 5 Ekim 2008 tarihiyakup-altinnde Keskin Armutlu köyünde düzenen askeri bir törenle köy mezarlığına defnedilmiştir.)

Yazar : Yakup ALTIN

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları ilgazetesi.com.tr.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek ve ancak izinle kullanılabilir.

Yorumlara Kapalı