TÜRK TARİH KURUMU

TÜRK TARİH KURUMU

12 Nisan 1931
Ankara Sıhhıye’de Türk Tarih Kurumu’nun yeni ve modern binası, 1980 yılında “Uluslararası Ağahan Mimari Ödülü”nü almıştır.

“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan, yapana sadık kalmazsa değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir mahiyet alır.” Vecizi ile objektif tarihçiliğe işaret eden Atatürk, milletimizi ve dünyayı eski bir tarih anlayışından, yeni bir tarih görüşüne götürmek ve bu yolda araştırmalar yapmak için, Türk Tarih Kurumu’nu kurmuştur. Türk Tarih Tezi diye bir tez ortaya atılmıştır.Türk milletinin tarihi şimdiye kadar yazıldığı gibi yalnız Osmanlı tarihinden ibaret olmadığını Türk’ün tarihi çok daha eskilere dayandığını ve temasta bulunduğu milletlerin medeniyetleri üzerindeki etkilerini araştırmak Türk Milletinin dünya medeniyetine katkılarını ortaya koymak, Osmanlı Devletinin ümmet tarihi anlayışından Milli tarih anlayışına geçebilmek için kurmuştur.

Türk Ocakları ve Tarih
Türk Ocaklarının 27-28 Nisan 1930′daki kurultayına Aksaray delegesi olarak katılan Afet İnan ve arkadaşları Atatürk’ün emriyle kurultaya bir önerge vermişlerdir.
Türk Ocakları Kurultayı’nda kurulması kararlaştırılan Türk Tarih Heyeti, Türk Ocakları Merkez Heyeti tarafından teşkil edilmiştir. 16 kişiden oluşan heyetin 4 Haziran 1930′da Türk Ocakları Merkez Heyeti Hamdullah Suphi Tanrıöver başkanlığında yapılan ilk toplantısında yönetim kurulu seçilmiştir.
Yönetim Kurulu, Başkanı olarak Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Tevfik Bıyıklıoğlu’nu seçmiştir. Başkanvekilleri Ankara Hukuk Fakültesi Siyasî Tarih Profesörü ve İstanbul milletvekili Yusuf Akçora ve Çanakkale milletvekili Samih Rifat olurken, Genel Sekreter olarak da Aydın milletvekili Dr. Reşit Galip seçilmiştir.
Tarih öğretiminin önemini çok iyi bilen Atatürk bu eğitime bizzat katılmıştı.
Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti
Türk Ocaklarının kendini feshederek CHP’ne katılmasından sonra Atatürk’ün direktifleriyle, 16 üye tarafından, 15 Nisan 1931′ de “Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti” adı altında kurulan Kurum’un adı 3 Ekim 1935′te Türk Tarih Kurumu’na çevrildi.

Bakanlar Kurulu’nun 21.X.1940 gün ve 2/14556 sayılı kararnamesiyle kamu yararına çalışan dernekler arasına alınan Türk Tarih Kurumu, 11.VIII.1983 gün ve 2876 sayılı yasa ile T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu’na bağlı bir kuruluş durumuna getirilmiştir. Anayasanın Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu ile ilgili maddesi ise şöyledir :
Madde 134. – Atatürkçü düşünceyi, Atatürk ilke ve inkılâplarını, Türk kültürünü, Türk tarihini ve Türk dilini bilimsel yoldan araştırmak, tanıtmak ve yaymak amacıyla; Atatürk’ün manevî himayelerinde, Cumhurbaşkanının gözetim ve desteğinde, Başbakanlığa bağlı; Atatürk Araştırma Merkezi, Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ve Atatürk Kültür Merkezinden oluşan, kamu tüzel kişiliğine sahip “Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu” kurulur.

Atatürk, yaşamının son günlerine dek Kurum’un çalışmalarına kendisi önderlik etmiş, çalışma planını kendisi çizmiştir. Türk ve Türkiye tarihini aydınlatacak araştırmacılara yol gösterici olmuştur. Atatürk’ten sonra gelen bütün Cumhurbaşkanları da Kurum’un koruyucu başkanlarıdır.

Atatürk Diyarbakır Urfa Kapısının işlemeli demir kapılarını inceliyor. 16 Kasım 1937
Kuruluşundan başlayarak çalışmalarını eski Türk Ocağı Halkevleri binasında sürdüren Kurum, 1940 yılı sonlarında Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde ayrılan bir bölüme geçmiştir. Ancak her gün zenginleşen kitaplığı, çalışmaları ve gelişen basımevi için bu yer yetersiz kalmış, 12 Kasım 1967 günü yeni binasına taşınmıştır.
Atatürk’ün kurucusu ve koruyucusu olduğu Türk Tarih Kurumu’nun amacı Türk tarihi ile Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları incelemek ve elde edilen sonuçları her türlü yollarla yaymaktır. Kurum bu amaçlarını gerçekleştirmek için anma törenleri, konferanslar, seminerler, kongreler düzenler, kazılar yaptırır, Türk ve Türkiye tarihine ait kitaplar yayınlar.

Kurum, yeni buluşları ve bilimsel konuları tartışmak üzere, geleneksel duruma gelen ve günümüze dek aralıklarla toplanan Türk Tarih Kongreleri düzenlemektedir. İlk iki kongre Atatürk’ün koruyucu başkanlığında yapılmış, kongreleri kendileri izlemişlerdir.

II. Türk Tarih Kongresi çalışmalarını takip ederken 2 Temmuz 1932
I. Türk Tarih Kongresi, 2-11 Temmuz 1932 yılında Ankara Halkevi’nde yapılmıştır. Amacı yeni tarih görüşünün ve tarih öğretiminde tutulacak yolun öğretmenlere ve kamuoyuna anlatılmasıdır.

20-25 Eylül 1937 yılında Dolmabahçe’de yapılan II. Kongre, uluslararası nitelik kazanmış, yabancı bilim adamları da bu kongreye katılmışlardır. Bu Kongre, Türk tarihinin açıklanması ve belgelenmesi amacını gütmüştür. Ayrıca, Kongre dolayısıyla, tarih öncesinden Cumhuriyet dönemine dek yurdumuzda ve Ortadoğu’da gelişen büyük uygarlıkları, maketler, mülajlar, resimler ve grafiklerle canlandıran bir sergi düzenlenmiş ve bu sergi Atamızın ölümüne dek Dolmabahçe’de kalmıştır.

Türk Tarih Kurumu bundan sonra da uluslararası nitelikte; 1943′ten bu güne onbeş tane
kongre düzenlemiştir. Kongre bildirileri Kurum yayınları arasında yayınlanmaktadır.

Kurum, kongreler dışında kurulduğu günden beri gerek üyeleriyle, gerekse üyeleri dışındaki bilim adamlarıyla çeşitli bilimsel toplantılar yapmış ve Türk tarihinin konularını, sorunlarını tartışmıştır. Ayrıca, Türk tarihinin büyük olaylarla, Türk büyüklerinin doğum ve ölüm yıldönümlerinde törenler ve seminerler düzenlemekte ve eserler çıkarmaktadır. Kongreleri sırasında ve belirli günlerde öğretici nitelikte sergiler düzenlemektedir.

Türk Tarih Kurumu, 1932′den bu yana çeşitli uluslararası kongre, konferans ve sempozyuma katılmış; üyeler bu toplantılara orjinal nitelikte bilimsel bildiriler sunmuşlardır.

Kurum, uluslararası bilim kurumlarının da üyesidir. “Uluslararası Akademiler Birliği” nin Türkiye’deki tek üyesi Türk Tarih Kurumu’dur.

Türk Tarih Kurumu, Türk ve Türkiye tarihi ve bunlarla ilgili çeşitli konuları içeren ve 1963 yılından günümüze dek süren “Atatürk Yıllık Konferansları” düzenlemektedir.
II. Türk Tarih Kongresi’ne katılanlar onuruna Beylerbeyi Sarayı’nda verilen çaya gelirken
Kurum, amacı olan Türk ve Türkiye tarihini ve bunlarla ilgili konuları, Türklerin medeniyete hizmetlerini incelemek ve elde edilen sonuçları yaymak için XXXI dizi halinde yayınlar yapmaktadır. Bu yayınlarla özellikle Atatürk ve Türk devrimi tarihine ağırlık verilmiştir. Yayınlarımızın, birçok yabancı üniversite, akademi, bilim kurumu ve bilim adamı ile değişimi yapılmaktadır. Ayrıca, Kurum’un süreli yayını olarak, adını Atatürk’ün koyduğu “Belleten” 1937 yılından beri yayınlanmaktadır. Türk tarih biliminin sesini duyuran ve Türk araştırıcılarının çalışmalarını dünyaya tanıtan uluslararası bir üne kavuşmuş olup, bilim dünyasında takdir ve güvenle izlenmektedir. Kurum’un diğer bir yayını olan “Belgeler” 1964 yılından beri çıkmakta ve Türk arşivlerindeki belgeler açıklamalı olarak yayınlanmaktadır. 1991 yılında yayınlanmaya başlanan “Höyük” ise kazı raporlarını içermektedir.

Kurum, Atatürk’ün direktifleriyle, Anadolu kültürünün eskiliğini ve bunu Orta Asya’ya bağlayan yolları ve belgeleri ortaya çıkarmak, ayrıca daha yeni ve klasik uygarlıkların Anadolu’daki kalıntılarını araştırarak, yurdumuzun tarih öncesi çağlarından bugüne kadar olan tarihini aydınlatmak için kazılar yaptırmaktadır. 22 Ağustos 1935′te, Kurum’un kendi parası ve kendi elemanlarıyla başlattığı ilk kazı “Alacahöyük Kazısı”dır. Bunu Trakya ve Anadolu’nun türlü bölgelerinde yapılan kazı ve arkeolojik araştırmalar izlemiştir. Bu kazılardan çıkan eserler pek çok müzemizde yer almaktadır.

Tarih ve arkeoloji alanında yurdumuzun en büyük kütüphanesi olan TTK Kütüphanesi, araştırıcıların en büyük yardımcısıdır. Mevcut kitaplar, armağan, yayınlarımızla değişim ve satın alma yoluyla sağlanmaktadır. Kurum, ayrıca son çağlar tarihimiz için zengin bir arşive de sahiptir.Halen Ankara’da bulunan kurumun merkez binası yanında bir basımevi bulunmaktadır
Aspendos Tiyatrosunun önü 9 Mart 1930

Atatürk’ün Vasiyeti

Atatürk’ün 5 Eylül 1938 tarihli vasiyetnamesinde İş Bankası hisselerinin yüzde 28.2′si CHP’ye bıraktı. Vasiyete göre CHP bu hisselerin geliri Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu arasında paylaştırılacaktı.

Son dönemlerde Atatürk’ün partisi onun vasiyetine karşı çıkarak TTK ve TDK’nun payına düşen parayı vermemiş dava açan TTK’dan sonra, Türk Dil Kurumu da CHP ile yürüttüğü hukuk mücadelesinden galip gelmiş olan TDK, Atatürk’ün vasiyetiyle İş Bankası hisselerinden kurumun payına düşen paraları almıştır.

1993′ten 2008 e kadar Türk Tarih Kurumu başkanlığı yapan Yusuf Halaçoğlu’nun Ermeniler ile ilgili çarpıcı açıklamaları yüzünden görevden alınmıştı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları ilgazetesi.com.tr.'ne aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek ve ancak izinle kullanılabilir.

Görüşünüzü iletin ( kurallar)

Kuralları okudum, yorumum şartlara uygun.