1. HABERLER

  2. SİYASET

  3. 2 Milyon TL etmeyen arsanın yarısını 9 Milyon TL’ye sattı
2 Milyon TL etmeyen arsanın yarısını 9 Milyon TL’ye sattı

2 Milyon TL etmeyen arsanın yarısını 9 Milyon TL’ye sattı

İBRAHİM GÖKDEMİR     Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül ile Belediye Başkanlığında geçirdiği 3 yılı değerlendirdik. Başkanlığın özel...

A+A-
İBRAHİM GÖKDEMİR     Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül ile Belediye Başkanlığında geçirdiği 3 yılı değerlendirdik. Başkanlığın özel hayatına yansımalarından, projelerine kadar pek çok konuda merak edilen soruları yönelttik.        24 SAAT YETMEZ OLDU Uzun Yıllardır siyasetin içerisinde bulunan Başkan Akgül, siyasetçilere söylenen “Parası pul, hanımı dul” lafının doğrulunu belediye başkanı olduktan sonra daha iyi anlamış. “Zaman geliyor 24 saat yetmiyor” diyen Akgül, Belediye Başkanlığına adaylığını koyarken, aile yaşantısından uzak kalacağını göz önünde bulundurarak önce eşi Zeliha Akgül ile istişaresini yapmış. KAYNAĞI DOĞRU KULLANDIK Yıllardır yaşadığı ilçesine hizmet etmek için bu yola baş koymuş Başkan Mesut Akgül görevi devir aldığı gün Belediyenin ekonomik tablosuyla karşılaştığı zorluklara rağmen karamsarlığa kapılmamış. Mali disiplin ve tasarruf tedbirleriyle ekonomik şoktan sıyrılan Başkan Akgül, kaynakları doğru kullanarak yatırım atağına da geçmiş. 1milyon 900 binliraya satamadığı arsayı, cazibe merkezi haline getirerek sadece yarısını 9 milyon  125 binTL’ye satmayı başarmış. BORÇ BİTTİ 27 DEV PROJE BAŞLADI Belediye tarihinde Vergi, SSK gibi hiçbir borcun ödenmediğine dikkat çeken Başkan Akgül, bu borçları yapılandırarak, düzenli ödemesini yaptıkları gibi, Belediye işçisine de borcu olmadan düzenli maaş öder hale geldiklerini belirtiyor. Ekonomik düzlüğe çıkan Mamak Belediyesi Başkan Mesut Akgül ile birlikte 2013 yaz sonuna kadar 27 de v projeye de imza atmaya hazırlanıyor.   İşte Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül ile yaptığımız röportaj;   -29 Mart 2009’dan bugüne kadar üç yıl geçti. 500 bini aşkın bir nüfusa hizmet vermek üzere zor bir görevi aldınız. Özel hayatınız, günlük yaşantınız değişti galiba, Bu 3 yılın hayatınıza yansımalarını değerlendirebilir misiniz? EVİMİZE VAKİT AYIRMA ŞANSIMIZ KALMADI -Tabi 29 Mart öncesinde de belki ilçe başkanlığı döneminde, aday adaylığı döneminde, adaylık döneminde o yoğunluğu aslında fazlasıyla yakaladık. Ama belediye başkanlığının ayrı bir yoğunluğu, ayrı bir yükümlülüğü var. İster istemez bu özel hayatımızı yeniden dizayn etmeyi gerektirdi ki bunu da yaptık zaten. Tabi ne oldu derseniz, önceden de çok fazla vakit ayıramıyorduk eve, çocuklara, şimdi hemen hemen o şansımız iyice azaldı. Mümkün olduğu kadar yine çocuklarla evde birlikte olmaya gayret ediyoruz. “24 saat yetmiyor” denir ya, aynen öyle, 24 saat yetmiyor bazen. Bununla birlikte sadece Mamak ölçeğinde değil, bakanlıklarla, yurtdışı, yurtiçi değişik etkinliklerle, değişik görüşmeler de belediyeye geldiği zaman ister istemez bir yoğunluk oluşuyor. EŞİMDEN BÜYÜK DESTEK ALIYORUM Ama ben siyasete girerken de, özellikle belediye başkanlığına aday olurken de ilk istişare ettiğim kişi eşimdi. Ona da hep şunu söyledim, “böyle bir işin içine giriyoruz, ama bundan sonra olacak şeyler üç aşağı beş yukarı tahminle şunlar şunlar olabilir, bu konularda da desteğini bekliyoruz” demiştim. Sağolsun o konuda şu ana kadar bizi hiç üzmedi. Çünkü eğer orada bir eksiklik olsa, bir memnuniyetsizlik olsa, burada ister istemez kendi iç dünyamız dışa da yansıyacaktı, yani işlerimize de yansıyacaktı. Ama hamdolsun o konuda evimden daha doğrusu eşimden büyük bir destek alıyoruz. Kendisi de zaten gönüllü olarak bu işin içerisinde ve değişik etkinliklere katılmaya devam ediyor. Yani çok büyük bir sıkıntı yaşamadık. “PARASI PUL, HANIMI DUL” TABİRİ GERÇEKTEN DOĞRU Zaten siyasetçilerle ilgili bir tabir vardır, “parası pul, hanımı dul” derler.  Gerçekten bu tabir biraz da doğru. Ama yaptığımız işin önemi, belki yaptığımız işten aldığımız haz, insanlara faydalı olmak ve güzel şeyler yapmak da bunların hepsinin olumsuzluklarını bir anda olumluya çevirebiliyor. Dolayısıyla üç yılda yaşadığımız süreç bu, yani evle ilgili, özel hayatımızla ilgili belki çok kısıtlandığı doğru. İçinden gelip de “hadi şöyle yapayım, şuraya gideyim” ki ben önceki hayatımda böyleydim ve çok yerinde duran bir adam değildim. İşte çocukları alırdık, “hadi gidip şunu yapalım” derdik. Bunlar bitmiş oldu. Belediye merkezli faaliyetler daha ön planda artık. Bu şekilde devam ediyor.   -Pekala Sayın Başkan,  ilgilendiğiniz bir hobiniz var mıydı? Varsa onu şu anda da yapabiliyor musunuz? Avlanmak olur, balık tutmak olur veya spor yapmak olur. BENİ MOTİVE EDEN İŞLERİ İHMAL ETMEM Tabi o anlamda masa tenisi ve yüzmeyi sayabilirim. Bunları ilk başlarda çok fazla yapamadım ama şimdi düzenli olarak yapma fırsatı bulabiliyorum. Yani keyif aldığım şeyleri daha doğrusu beni motive eden şeyleri de ihmal etmiyorum. Eğer bunları da yapmazsa zaten insan tamamen köreliyor. Mesela haftada üç gün pazartesi, çarşamba, cuma akşamları bir grup arkadaşla spor yapıyoruz. Önce yürüyüşle başlayıp, değişik hareketlerle devam ediyor, ardından da masa tenisiyle sona eriyor. Sonrasında sauna, hamam ter atıyoruz. Böylece hem o dinginliği sağlama, hem vücudu toparlama anlamında bu tür aktiviteler devam ediyor tabiî ki. Gezmeyi çok severim yani değişik yerleri görmeyi, değişik şeyleri incelemeyi. Bu aslında biraz da  belediyecilikle örtüşen bir ilgi. Onu da yapıyorum, o da devam ediyor. Daha önceden yapıp da şu anda yapamadığım çok fazla şey yok. İlk yıllarda, ilk bir, bir buçuk yıl belki biraz kısıtlama oldu. Ama şu anda sorunsuz bir şekilde devam ediyor.   -Konu gezmeden açılmışken pek çok ülkeye gittiğinizi biliyorum. Oralarda önemli görüp de ilçenizde uygulamak istediğiniz bir şeyler var mıydı? Şu ana kadar kaç ülkeye gittiniz? YURT İÇİ VE YURT DIŞINDAN ÇOK FAYDALANIYORUZ Tam saymadım, ama herhalde bir 10-12 ülkeyi buldu gittiğim ülke sayısı. Tabi orada gördüğünüz şeyi birebir burada yapmak değil önemli olan. Oranın şartlarıyla sizin şartlarınız çok farklı. Belki çok önünde olduğumuz yerler oldu gittiğimiz ülkelerde, çok gerisinde olduğumuz yerler oldu. Ama bunlar insanın ufkunu açma anlamında çok önemli. Yani tıpa tıp aynı şeyleri yapma anlamında değil, biz orada gördüğümüz şeyleri yoğurarak burada nasıl yaparız? düşüncesi hasıl oluyor. Buna benzer bir takım projelerimiz de çıktı. Sadece yurt dışında değil, yurt içinde örnek alınabilecek projeler de var. Gerek sosyal anlamda, gerek rekreasyon anlamında.   -Bu 3 yıllık süre zarfında sizi  çok zorlayan bir konu oldu mu? “Ben nerden geldim buraya” dediğiniz pişmanlık duygusu oluşturan bir şeyler. Olduysa paylaşabilirmisiniz? BELEDİYENİN EKONOMİK TABLOSU ZORLADI “Niye geldim, nerden geldim” şeklinde düşünmedim, ancak çok zorlandığımız konular olmadı mı? oldu. İlk başlarda ciddi şekilde zorlandık. Niye zorlandık? Ben ticari hayatımda da özel hayatımda da düzeni olan, mesela borcu fazla seven bir insan değilim. Yaptığım işin ne getireceğini, ne götüreceğini, bir adım sonrasını hesaplayan bir insandım. Alacağım riski de ona göre alan bir insandım. Ama buraya geldiğim ilk gün devir teslimini aldık, işte bir iki gün gündüzleri “hayırlı olsun”ları kabul edip, akşamları da brifingler alıyordum. Belediyenin tablosunu görünce ciddi bir sıkıntıyla karşı karşıya kalacağımızı anladık ancak bu boyutlarda olabileceğini tahmin etmiyorduk.  Yani çok özeldir belki bunlar, inanın araçlara mazot alacak paramız yoktu. İşte icralar bir taraftan, işçilerin alacakları bir taraftan, firmaların alacakları bir taraftan, kurum borçları diğer taraftan. Gerçi birçok belediye belki aynı durumdaydı ama bu tablo bize öncelikle stratejimizi belirlemede, yol haritamızı belirlemede bir etken oldu. Birçok projemiz, birçok düşüncemiz, birçok hayalimiz var, bunları gerçekleştirmek için bir kaynak gerekiyor. Ancak aldığımız tabloya baktığımızda bırakın kaynağı, durumu temizlemek için bile yeterli bir bütçemiz yok. Yani bu sıkıntıları o dönemlerde yaşadık. Özellikle ilk bir yıl birçok sorun hep üstümüze geldi. Yenisiniz, sizden beklentileri olan daha doğrusu alacakları olan, işte “şunu yapalım, bunu yapalım” diyen herkes üzerinize geliyor. Yani oradaki, benim “çelikleme” dediğim ciddi bir hadiseydi bana göre. Bizim pişmemizde de aslında çok ciddi bir faktör oldu. Ben bu anlamda değerlendiriyorum. Ama bugün geldiğimiz noktada, üç yılda çok ciddi mesafeler kat ettik. Bu anlamda da proje anlamında da. Bu da doğru yönetimin bir sonucu oldu, ekip çalışmasının bir sonucu oldu.   -Sonunda size tecrübe kazandırdı, öyle mi diyelim? Evet kesinlikle,   -Pekala o dediğiniz borç bitti mi? Ben de hatırlıyorum, hatta çok fazla yansımadı ama belediyenin telefonlarına kadar haczedildi galiba. TİCARİ HAYATIMDA RİCACI OLMADIM BAŞKANLIK MAKAMINDA RİCACI OLDUM Araçlarına kadar haciz vardı, ayrıca icraya vermeyen, sırada bekleyen birçok insan vardı, alacaklarını alamamış insanlar vardı. Tabi şu var, ben onlara da bir şey demiyorum, yani benim burada göreve geldiğim birinci haftaydı sanırım, büyük meblağda, yüklüce alacağı olan bir firmayla pazarlık yaparak başladım ben göreve. Nasıl pazarlık? rica ederek daha doğrusu. Davet ettik, bizi icraya vermiş, hesaplara bloke koymuşlardı. “Bizim önümüzü açmanız lazım, bize süre verin bunu yeniden yapılandıralım.” dedik Tabi biraz direndiler, biz üzerlerine gittik vs. neticede bir yapılandırma sürecine girdik. İcraları kaldırdık. İlk icrayı orada kaldırmıştık zaten. O gün şunu düşündüm; aslında dışarıdan bakıldığında işte belediye başkanısınız, bir makamdasınız, o makamın getirdiği nimetlerden faydalanıyorsunuz gibi bir algı var. Halbuki ben ticari hayatımda bir insandan hiç bu kadar ricacı olmamıştım. Ama burada şahsımla ilgili değil, belediyeyle ilgili, insanlardan rica eder duruma düşmüştük. Durum öyleydi ve bu aslında benim şahsımdan ziyade, Mamak Belediyesi’nin itibarı anlamında, benim için çok üzüntü vericiydi. Ben bunu hep söylüyorum. Ama o günleri artık bir daha anmak ta istemiyorum. Şu an geldiğimiz nokta da, yani onlarla hiç kıyaslanmayacak şekilde, sonunda belki rakamlarla da bunu vermek mümkün. BELEDİYE TARİHİNDE KURUM BORÇLARI HİÇ ÖDENMEMİŞ Hiçbir firmaya borcumuz yok. Yani burada işini yapan müteahhit firmaların tamamı, alacaklarını, hak edişlerini bildirdiği andan itibaren parasını alıyorlar. İşçiye bir lira borcumuz yok. Mesailerini, ikramiyelerini, maaşlarını düzenli bir şekilde alıyorlar. Kurum borçları, Vergi Dairesi, SSK, Emekli Sandığı vs. gibi kurum borçları, belediye tarihinde hiçbir zaman cari borç dediğimiz yani tahakkuk eden borçlar ödenmemiş. Belediye tarihinde hiç ama. Bu çok önemli. Belediye kurulduğu günden bu güne kadar bunlar hep biriktirilmiş, bir yapılandırma dönemi çıkmış 2004’te bir yapılandırılmış İller Bankası’ndan kesilmiş. Ondan sonra yine hiç ödenmemiş, bu sürekli borç yumağı haline gelmiş. Faizleri vs ile birlikte ve çok enteresandır, Vergi Dairelerinin, Maliyenin listesinde de hep liste başıydık biz, “borç yüzsüzleri listesi”nde bunlar tabi üzüntü verici şeyler ama elhamdülillah şu anda Mart 2010’dan itibaren yani bir ay sonra iki yılı dolduracak, carileri düzenli olarak yatırıyoruz. Eski borçları yapılandırdık, bunların taksitlerini ödüyoruz ve dediğim gibi kurumlara, işçiye yani belediyeyle işi olan, iş yapan hiç kimseye bir lira borcumuz kalmadı. Düzenli bir şekilde ödeniyor. Onun ötesinde şu anda da projelerimizin finansmanları hazır, devam eden projelerimizin ve yeni başlayacağımız projelerin de kaynakları hazır vaziyette giriyoruz.   -Başkanım pekala gelir mi arttırdınız? Ne yaptınız?  MALİ DİSİPLİNE GİTTİK Şimdi herkes bunu soruyor. Yahu aynı belediye, aynı gelir ne oldu buraya? Bu işin temeli şu; siz eğer iyi bir yönetim sergilerseniz yani gelir gider dengesinden tutun da önceliklerinize göre belirlerseniz bu size çantayı kendiliğinden açıyor. Önceki dönemlerde banka kredileri kullanılırdı. Niye kullanılırdı borç ödemek için yani “borç alırdınız, borç kapatmak için”, şimdi bu doğru bir mantık değil. Bu aslında işin boyutunu gittikçe katmerleştiren bir sistem. Biz ne yaptık biz bu borçlarda önce kendi kaynaklarımızı harekete geçirdik. İlk bir buçuk yıl ciddi bir tasarrufa, mali disipline girdik. Ha bu mali disiplin hizmet anlamında olmadı. Yani hizmette hiçbir aksama olmadığı gibi aksine daha da artırarak gittik. Ve öyle bir hale geldi ki artık iş yapar duruma geldik. ALIM MALİYETLERİMİZİ İNDİRDİK Bir örnek vereyim; şu anda müteahhitler Mamak Belediyesi’nde iş yapmak için ciddi şekilde yarışıyorlar ve yüzde 35-40’lara varan kırımlar yapılıyor. Sebebi şu; tek güven duydukları şey “işimizi yaptığımız zaman paramızı alırız” ve alıyorlar da. Bu çok önemli bir şey. Şimdi yüzde 35-40 dediğimiz, yani 5 milyonluk bir işte 2 milyona tekabül ediyor. Ben çok basit bir örnek vereyim. Daha önceki dönemde m2’si 28 TL’ye yapılan tretuarı biz 13 TL’ye yaptırıyoruz. Çok basit bir örnek. Ha bu da niye o dönemde fahiş fiyat mı vermişler? Evet, ama niye, adam işi yaptıktan iki sene sonra parasını alacak, onu biliyor, fiyatını ona göre atıyor. Oysa bizden, hemen işini bitirdikten sonra parasını alacağını biliyor, fiyatını ona göre atıyor. Rekabetin getirdiği bir şart. KENDİ KAYNAKLARIMIZI ÇOK İYİ DEĞERLENDİRDİK Bu birincisiydi, ikincisi de şu; kendi kaynaklarımızı çok iyi değerlendirdik. Mesela bir örnek vereyim, belediyelerin aslında bu konudaki gelir kalemleri bellidir. Bizim Durali Alıç Mahallesi’nde iki tane parselimiz vardı. Tek parsel yani tamamı bize ait olan, 2.500+2.500 toplam 5.000 m2. Kentsel servis alanıydı burası. Yani ne demek bu. Ticaret yapabiliyorsunuz, işte işyeri ve buna benzer şeyler yapılabiliyor ve bu 5.000 m2 yer daha önce ihaleyle satışa çıkmış ve 1 milyon 900 bin TL’ye alıcı bulamamıştı. Acil paraya ihtiyacımız olan bir dönemde tekrar satışa çıktık yine olmadı. Ondan sonra geri çektik. Sadece 2.500 m2’sinde plan değişikliği yaptık ve akaryakıt istasyonu haline getirdik, cadde üzeriydi orası, ondan sonra yine satmadık, IKEA’nın hemen yakınında bir yer. Bölgeyi çekim merkezi haline getiren IKEA, biliyorsunuz bizim için çok ciddi bir prestij oldu. IKEA’da başladıktan sonra buranın değeri aldı başını gitti ve biz sadece 2.500 m2’lik o yeri 9 milyon 125 bin TL’ye sattık. Yani gelirin nasıl arttığının bir göstergesi. Diğer 2.500 m2 duruyor. Buna benzer bir çok örnek vermek mümkün. Yani değerini bulduracak hamleleri yaptıktan sonra satmak çok farklı, haraç mezat, hani bir an önce satılsın da benim acil ihtiyacım var, yama yapayım demek çok farklı. Biz bunları yaptık. Hamdolsun bölgenin değerini artırdığımız zaman, genel anlamda bölge insanının değerini artırdığımız zaman otomatikman belediyenin de gelirleri artıyor. BÜTÇEDE CİDDİ BİR DİSİPLİN SAĞLANDI Ve bugün geldiğimiz noktada mesela bu sene 40 milyon TL’yi yatırıma ayırmıştık, 2012 bütçesinden. Baktık yetmiyor, yani yatırıma daha fazla ihtiyacımız var. Bütçemizin üzerine 60 milyon TL daha ilave edeceğiz ve bütçenin içerisinden 100 milyon TL’yi sadece yatırıma ayıracağız. Bu şu anlamda önemli, geçmiş yıllara baktığımız zaman 100 milyon TL’lik toplam bütçe yapıyorduk, gerçekleşen 80 milyon TL civarındaydı. Ve hedeflenen gelirin yüzde 60’ı gerçekleşiyordu, maksimum yüzde 70’i gerçekleşiyordu. Biz iki yıldır hedeflediğimiz gelirin yüzde 116’sına ulaştık, yani üzerine çıktık. Giderimiz de bunun altında oldu. Yani bütçede ciddi bir disiplin sağlandı, artıya geçme noktasına gelindi ve belediye de artık hareket kabiliyeti yüksek bir belediye haline geldi. Tabi bununla birlikte şu anda Mamak’ta, toplamda 27 veya 28 diye biliyorum, büyük çaplı projemiz var. Bunların 13-14 tanesinin ihalesi yapıldı ve yapımları başladı. 12-13 tanesinin de bu yıl içinde ihale hazırlıkları yapılıyor. YARIN, MAMAK’TA DEV PROJELER...
Bu haber toplam 266 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.