1. HABERLER

  2. GÜNDEM

  3. 15 Temmuz darbe girişimi gecesini edebiyatçılar anlattı
15 Temmuz darbe girişimi gecesini edebiyatçılar anlattı

15 Temmuz darbe girişimi gecesini edebiyatçılar anlattı

Ümran AVCI / İSTANBUL Savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, TBMM’nin bombalandığı, caddelerde çatışmaların yaşandığı 15 Temmuz gecesi hafızalardan...

A+A-

Ümran AVCI / İSTANBUL

Savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı, TBMM’nin bombalandığı, caddelerde çatışmaların yaşandığı 15 Temmuz gecesi hafızalardan silinecek gibi değil. Ünlü yazarlar, o gece yaşadıklarını HABERTÜRK’e anlattı. Nazlı Eray, “Bombalar gecenin gözleri gibiydi” dedi

MARIO LEVİ: Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak

“Ortaköy’de Zeynep Oral’ın evindeydim. TV’de Başbakan Yıldırım’ın ‘Bu bir kalkışmadır’ sözünü duyduk. O anda tabii hepimiz şaşkındık. Darbe tecrübesi olan bir insan olarak ‘Başbakan konuşuyorsa bu bildiğimiz darbelerden değil’ dedim kendime. Gerçekten de çok daha vahşi oldu. Yollarda herkes şaşkındı. Saat gece 12.00’ye yaklaşıyordu. Bir dolmuş bulduk, Kadıköy’e geçtik. Cıvıl cıvıl olan Kadıköy tuhaf bir tedirgin sessizliğe bürünmüş gibiydi. Ürkütücü bir sessizlik, ıssızlık gibi. Yolda seyir halinde olan ve sirenlerini öttüren polis arabasının dışında başka hiçbir şey görmedik. Ondan sonra tabii uykusuz gece. 15 Temmuz’dan sonra belki çok beylik cümle olacak ama inanarak söylüyorum bunu, başka, bambaşka bir Türkiye’ye geçtik. Gerçekten hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Bu yaşadığımız günlerin, yaşadığımız dehşetin romanı mutlaka yazılacak. Tahmini bir 15 yıla ihtiyacımız var. Bunun edebi karşılığı 15-20 yıl sonradır. Mutlaka yazılacak. Belki biz bu dünyada olmayacağız, belki biz yazacak gücü bulamayacağız kendimizde ama birileri bizim tanıklığımıza başvuracak.”

SELİM İLERİ: Dehşet içinde kaldım

“Arnavutköy’de bir yemekteydim. Ne olduğunu ilk başta anlayamadım. Sonra içyüzüne vakıf oldukça, ülkem adına müthiş bir acı duydum. 23.00’te Şişli’deki evime geldim, TV izlemeye başladım. Dehşet içinde kaldım. Çok şükür o endişelerin sonu demokrasinin kazanması oldu... Psikolojik olarak sorarsanız idrakta bir bulanıklık oldu... 68 yaşındayım; bu tarz darbelerin hemen hepsini maalesef ben yaşamak ve görmek zorunda kaldım. Anılarda en azından bu tanıklıkların mutlaka yazılması gerekir diye düşünüyorum. Gelecek yıl yazarlıkta 50’nci yılım. 50 yıl yazarlık yapmış, kültürümüzü savunmaya çalışmış bir insan olarak memleketin bir an önce aydınlığa çıkmasını diliyorum.”

NAZLI ERAY: Hayatımın en uzun gecesiydi

“O gece Ankara’da evimde yalnızdım. F-16’ların bombardımanı altında hayatımın en uzun gecelerinden birini yaşadım. F-16 dalış yaptığında bunun savaş uçağı olduğunu hemen anladım. Arkadaşlar, kızım hepimiz ayrı evlerdeydik ve aramızda konuşmaya başladık. Dışarısı çıkılacak gibi değildi. Herkes perdelerini aralamış, ışıklarını kapamıştı. F-16’ların ardı arkası gelmiyordu. Doğum sancısı gibi... Korkunç bir şey. Benim evin sokağında ağaçlar sallanıyor gibiydi. Bir cam patladı. Bunun bir bombardıman olduğunu fark ettim. Koridora gittim ve yattım. ‘Acaba sabaha çıkar mıyım?’ diye düşündüm. İkinci Dünya Savaşı’nda gibi hissettim. ‘Darbe oldu’ denildi. Sabah 07.30’a kadar uyuyamadım tabii. Sonra çocuklar gelip aldılar beni. Hayatımda uzun geceler vardır ama bu, çok uzun gecelerden biriydi. Bütün bunları yazmaya başladım bile. Ben bunu darbe değil de savaş başlangıcı zannettim. Bombalar gecenin gözleri gibiydi.”

AHMET ÜMİT: Karmaşa ve kaotik bir ortam

“Herkes gibi şok içerisinde uyandık. Önce ne olduğunu anlamaya çalıştık. ‘Savaş ve Barış’ romanının BBC’deki 6 bölümlük belgeselini izliyorum. Bir arkadaşım ‘Ahmet bir şeyler oluyor’ deyince... Ben 12 Eylül 80 darbesini yaşamıştım. Bir tuhaflık vardı yani, böyle değildi. O zaman sabah kalktık, darbe olduğunu öğrenmiştik. Şimdi sanki bir terör saldırısı. Şişli’deydim, sokağa çıktım. İnsanlar sokaklarda. Bir yandan bakkalların önünde kuyruklar başlamış. Karmaşa ve kaotik bir ortam. 12.00’ye doğru daha net bir resim ortaya çıkmaya başladı. Kime güveneceğinizi de bilmiyorsunuz. Saat 01.00’e doğru ‘Darbeye hayır, demokrasiden başka çare yok’ anlamına gelen diye ilk tweet’imi attım. En kötü demokrasi bile en iyi darbeden iyidir. 12 Eylül’ü yaşamış, darbeye karşı savaşmış bir insan olarak bunu söylüyorum. Hükümeti eleştiriyorum ama bunun çözümü darbe değildir. Darbe bizi mahva götürür.”

MÜGE İPLİKÇİ: F-16’ların sesi hâlâ çınlıyor

“Acıbadem’de ailece evdeydik. Saatler ilerledikçe olayın farkına vardık. İnsanların bankamatiklere, marketlere koştuklarını duydum. Halkın hiç değişmeyen refleksleri vardır ya. Bu beni çok çok daha fazla yaraladı. TRT’deki spiker ‘Bu bir darbedir’ diye muhtırayı okudu ve o zaman bir panikleme haline girdik. Ekranlara kilitlendik. Yatarken tepemizden F-16’ların geçişi esnasında iyice iptal oldum. O sırada selalar veriliyor. O andan itibaren ciddi olarak korktuğumu hissettim. Korktum, kesinkes korktum. Bende tek hâkim olan duygu şuydu; elimizin altında bulunan bütün özgürlükler gidecek ve ertesi gün hakikaten faşizme uyanacağız. Hâlâ da atlatabilmiş miyiz emin değilim. O korku hâlâ devam ediyor. Hâlâ o F-16’ların sesine benzer sesler kulaklarımda çınlıyor.”

Bu haber toplam 776 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.